Yükleniyor

Gıda sektöründe, kalite, sürdürülebilirlik ve güven ekseninde faaliyet gösteren firmalar, geniş ürün gamlarını, HoReCa’ya güçlü lojistik altyapılarıyla ve yenilikçi çözümleriyle sunuyorlar

Gıda sektöründe faaliyet gösteren firmalarımız, üretimlerinin her aşamasında kalite, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik prensiplerini baz alarak, modern üretim tesislerinde gerçekleştirdikleri geniş yelpazedeki ürünlerini, HoReCa ve endüstriyel mutfaklara, güçlü lojistik altyapıları ve operasyonel kabiliyetleri sayesinde hızlı, kesintisiz ve standartları yüksek bir tedarik süreciyle temin ediyorlar


Kalite, sürdürülebilirlik ve güvenilir tedarik anlayışıyla faaliyet gösteren firmalarımız hem üretici hem de toptan tedarikçi kimlikleriyle geniş ürün gamlarını, yurt içi olduğu kadar yurt dışında da ev dışı tüketim ve turizm sektörünün yanı sıra farklı sektörlerin ihtiyaçlarına değer katan, yenilikçi çözümlerle sunuyorlar. Turizm sektörüne yönelik olarak; otel, restoran ve kafe işletmelerinin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gıda ve içecek tedariği sağladıklarını belirten sektör profesyonelleri, ürün grupları olarak, kahvaltı ve açık büfe operasyonlarına odaklı tek porsiyonluk (horeca/piknik) ambalaj seçenekleri ve endüstriyel kullanım için uygun büyük hacimli ambalaj alternatifleri, et ve balık ürünleri, dondurulmuş ürünler, un ve unlu ürünler, kaplama ürünleri ve toz karışımlar, şeker ve şekerli ürünler, kahve çeşitleri, çikolata tedarikleri, pastacılık ürünleri; yağ çeşitleri, kuru gıdalar, süt ve süt ürünleri, içecekler, sebze-meyve grubu, meyve suyu ve meyve bazlı ürünler, bar ve içecek operasyonlarında kullanılan kokteyl şurupları, kokteyl sosları, bar tüketim malzemeleri vb. geniş bir ürün portföyü sunduklarını belirtiyorlar. Turizm sektörünü, kendilerini sürekli geliştirdikleri dinamik bir ekosistem olarak tanımlayan sektör temsilcileri, sektörün, ürün kalitelerini ve operasyonel kabiliyetlerini ileri taşıyan en önemli alanlardan biri olduğunu açıklıyorlar. Sezonsal dalgalanmalar içerse de yüksek hacimli ve süreklilik gerektiren yapısı sayesinde önemli bir büyüklüğe sahip olan sektörün, toplam ciroları içindeki payının dönemsel olarak değişmekle birlikte, özellikle yaz sezonunda ciddi bir hacme ulaştığını ifade ediyorlar. Sektör firmalar için yüzde 30 ile yüzde 70 aralıklarında bir ciro oluşturuyor.


EDT’nin Dev Gücü: Türkiye’deki toplam gıda harcamalarının yaklaşık %30’u artık "Ev Dışı Tüketim" (EDT) kanallarında gerçekleşiyor. 2026 sonu itibarıyla bu oranın, modern şehirleşme etkisiyle %35’i zorlaması bekleniyor. (Kaynak: ETÜDER & Ipsos)


Turizm sektörüyle çalışmanın cazip ama “disiplin isteyen” bir alan olduğunu açıklayan sektör temsilcileri, avantajları için öncelikle, otellerin sezonda yüksek hacimli ve düzenli sipariş verdiklerine vurgu yapıyorlar. Memnuniyet sağlandığı takdirde uzun dönemli iş birlikleri sağlandığını, sözleşmelerin sezonluk ya da yıllık olarak yenilendiğini bunun ise üretim ve kapasitede öngörülebilirlik sağladığını belirtiyorlar. Güçlü otel zincirleriyle çalışmanın hem yurt içi hem ihracat tarafında ciddi bir referans oluşturduğunu, marka bilinirliğinin çok hızlı artmasının ve ürünün doğru hedef kitleyle buluşmasının en büyük kazanım olduğunu ifade ediyorlar. Yüksek hacimli ve gelişen bir müşteri profiline hitap etme imkânı olmasının özellikle uluslararası misafirlerin beklentilerinin, kendilerini inovasyona ve sürekli gelişime teşvik ettiğini açıklıyorlar. Dezavantajları için ise öncelikle turizm sektörünün kırılganlığını, ekonomik belirsizlikler, turizm hareketliliğindeki düşüşler ya da bölgesel krizler gibi dış etkenlerin doğrudan sipariş hacmine ve iç pazara da yansıdığını belirtiyorlar. Sektörün sezonluk dalgalanmalarına değinerek, yaz aylarında yoğun bir operasyon yürütülürken, kış döneminde talebin belirgin şekilde düşebildiğini ve bu durumun; üretim planlaması, stok yönetimi ve insan kaynağı organizasyonu açısından daha esnek bir yapı gerektirdiğini ifade ediyorlar. Otellerin maliyet odaklı çalışmasının, fiyat baskısı yarattığını ve bunun ise düşük marj anlamına geldiğini açıklıyorlar. Bununla birlikte vadelerin de uzun oluşunun nakit akışı yönetimi açısından dikkat edilmesi gereken en önemli durum olduğuna vurgu yapıyorlar. Stok yönetimi, lojistik ve hızın da oldukça önem arz ettiğini ifade ediyorlar. 

Otellerden gelen taleplerde bugün en çok öne çıkan unsurların; standart lezzet, hijyen ve kalite güvencesi, raf ömrü, şık sunum, izlenebilirlik, sürdürülebilirlik, farklılaşma ve güvenli tedarik imkânı olduğunu belirten sektör profesyonelleri, artık yalnızca ürünün kendisinin değil, misafirde bıraktığı deneyimin de önem taşıdığını açıklıyorlar. Bununla birlikte doğal ve katkısız ürünlere olan talebin artış gösterdiğini özellikle yoğun sezonlarda mutfak operasyonlarını kolaylaştıran, fireyi azaltan ve her seferinde aynı sonucu veren ürünler tercih edildiğini, ürün kalitesi ve fiyat dengesinin en önemli unsurlardan olduğunu, misafir memnuniyetine katkı sağlayan yenilikçi ürünlerin önemine değiniyorlar.  Sektör temsilcileri otellere tedarikçi seçiminde yalnızca fiyat odaklı değil, süreklilik, kalite standardı ve kriz anlarında çözüm üretebilme kabiliyeti olan iş ortaklarıyla çalışmalarını tavsiye ediyorlar. Çünkü iyi bir tedarikçinin, işletmenin sadece stok ihtiyacını karşılamadığını; aynı zamanda verimliliğini, misafir deneyimini ve kârlılığını da desteklediğine vurgu yapıyorlar.  Aynı zamanda menü planlamasında israfı azaltacak ve operasyonu verimli hale getirecek ürün tercihleri yapılmasını, toplam operasyon maliyetini düşüren, kullanım kolaylığı sağlayan ve standart lezzet sunan ürünlere yönelmelerini, güvenilir ve izlenebilir markalarla çalışmalarını, porsiyon kontrollü ürünleri tercih etmelerini ve misafir beklentilerine uygun ürün çeşitliliği sunmalarını, ürünün sunuma, misafir memnuniyetine ve ülke gastronomisine katkısını da değerlendirmelerini öneriyorlar.


Küresel Tedarikçi Türkiye: Türkiye’nin gıda ve içecek ihracatı 2025 sonunda 27,8 milyar dolara ulaşarak tarihi rekor kırdı. Bu başarı, Türk otellerinin "yerel ve kaliteli tedarik" konusundaki elini dünya ölçeğinde güçlendiriyor. (Kaynak: TİM)


Sektör temsilcileri, ev dışı tüketim sektöründe en kritik sorunları enflasyonist ortamın yarattığı hammadde fiyat dalgalanmaları, maliyet artışları, lojistik sorunlar, talep dalgalanmaları, nitelikli personel eksikliği, operasyonel verimlilik gereksinimleri, kalite standardizasyonu, bölgesel yaşanan siyasi ve politik olaylar gibi öngörülemeyen dış faktörler olarak sıralıyorlar. Ham madde, enerji ve lojistik maliyetlerinin sürekli olarak değişmesinin fiyatlandırmayı zorlaştırdığını; sektördeki uzun vadelerin hem üretici hem distribütör tarafında finansal baskıya sebep olduğunu; ayrıca yoğun rekabetin de oluşu ile alternatiflerin de fazla olmasının, fiyatın aşağı düşürülmesine ve karlılığın baskılanmasına neden olduğunu açıklıyorlar. Özellikle tazelik ve kalite hassasiyeti yüksek ürün gruplarında faaliyet gösteren markalar için sürecin daha da kritik hale geldiğini hem standart ürün kalitesini korumak hem de operasyonel verimliliği sürdürülebilir kılmanın, artık çok daha fazla planlama ve sistem gerektirdiğini belirtiyorlar. Bu sorunların çözümü bağlamında yerli üretimin desteklenmesine, tedarik zincirinin güçlendirilmesine, doğru ürün seçimine, doğru tedarikçi seçimine özellikle işletmeler ile tedarikçiler arasında uzun vadeli iş birliklerinin geliştirilmesinin önemine  değiniyorlar.



Merkezi üretim ve standardizasyona vurgu yaparak, ürünlerin kontrollü bir ortamda, aynı kalite standardıyla üretilmesinin hem maliyet avantajı sağladığını hem de işletmeler için operasyonel kolaylık yarattığını belirtiyorlar. Yarı hazır ve donuk ürünlerin rolünün artığını belirterek, doğru şekilde kurgulanmış donuk ürünlerin hem fire oranını azalttığını hem de personel bağımlılığını düşürerek işletmelere ciddi bir esneklik kazandırdığını; aynı zamanda yıl boyunca stabil kalite sunmayı mümkün hale getirdiğini açıklıyorlar. Teknoloji ve veri odaklı yönetime de vurgu yaparak, talep tahmini, stok planlama ve lojistik süreçlerin doğru yönetilmesinin, değişken maliyet ortamında fark yaratan en önemli unsurlardan biri haline geldiğini ifade ediyorlar. Sektörün geleceğinde daha verimli, daha standart ve daha esnek üretim modellerinin öne çıkacağını öngörüyorlar. Sektör temsilcileri 2026 yılı hedefleri olarak, turizm ve HoReCa (Otel, Restoran, Kafe) kanallarında sadece yeni müşterilere ulaşmak değil; mevcut iş birliklerini derinleştirmeyi, büyük ölçekli otel zincirleriyle "kalıcı çözüm ortaklıkları" kurmayı, ürün çeşitliliklerini ve üretim hacimlerini artırmaya yönelik yatırımlar yapmayı, tedarik ve lojistik altyapıyı güçlendirmeyi hem iç pazarda hem de ihracat tarafında büyümeyi sürdürülebilir şekilde devam ettirmeyi amaçladıklarını belirtiyorlar. 


Turizm Proje Dergisi

Gıda firmalarının konu ile ilgili görüş ve değerlendirmelerine aşağıdaki linke tıklayarak "Turizm Proje" Dergisi Mayıs 2026 sayısından ulaşabilirsiniz.

Link: Turizm Proje Dergisi Mayıs 2026+


Turizm Proje Dergisi 2021 - Tüm Hakları Saklıdır.