Yükleniyor

Kişi Başına Turizm Harcamalarını Artıracak Politikalar

Zafer Özcivan / Ekonomist-Yazar

 

Turizm denildiğinde çoğu zaman akla gelen ilk rakam, ülkeye gelen turist sayısı oluyor. Oysa turizmde başarıyı yalnızca kaç kişinin geldiğiyle ölçmek artık yeterli değil. Asıl önemli olan, gelen ziyaretçinin ülkede ne kadar kaldığı, hangi hizmetlerden yararlandığı ve kişi başına ne kadar harcama yaptığıdır. Çünkü milyonlarca turistin gelmesi elbette önemlidir ancak turizm gelirlerinin artması için bu ziyaretçilerin ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlaması gerekir.


Türkiye, doğal güzellikleri, tarihi mirası, deniz turizmi, mutfağı, kültürel zenginlikleri ve dört mevsim turizm imkanları sayesinde dünyanın önemli turizm ülkelerinden biridir. Ancak bundan sonraki hedef yalnızca “daha fazla turist” değil, daha fazla katma değer üreten turist olmalıdır.


Bunun yolu ise kişi başına turizm harcamalarını artıracak doğru politikalar geliştirmekten geçiyor.



Daha uzun konaklama, daha yüksek harcama

Turistin yaptığı harcamayı artırmanın en etkili yollarından biri, ülkede daha uzun süre kalmasını sağlamaktır. Üç-dört gün kalan bir turist ile on gün kalan turistin ekonomiye bıraktığı para aynı olmayacaktır.


Bu nedenle Türkiye'nin yalnızca yaz dönemine ve deniz-kum-güneş turizmine bağlı kalmaması gerekiyor. Sağlık turizmi, kültür turizmi, gastronomi, spor, kongre, doğa, inanç, termal ve kış turizmi gibi alanların geliştirilmesi, turistlerin konaklama sürelerini uzatabilir.


Örneğin Antalya'ya sadece deniz tatili için gelen bir ziyaretçi, aynı zamanda tarihi ve kültürel mekanları, gastronomi rotalarını, doğa parklarını veya spor etkinliklerini keşfedebiliyorsa tatil süresi de harcaması da artacaktır.


Burada yapılması gereken, turisti otelden çıkarıp şehre ve bölgeye kazandırmaktır.


Turistin cebine değil, değerine odaklanmak

Kişi başına harcamayı artırmak denildiğinde yanlış anlaşılmaması gereken önemli bir nokta var. Amaç turistten daha fazla para almak değil, turistin daha fazla ve kaliteli hizmet satın almasını sağlamaktır.


Bunun için turizm sektöründe kalite yükseltilmelidir. Daha nitelikli oteller, butik işletmeler, kaliteli restoranlar, yerel ürünler, kültürel etkinlikler, özel rehberlik hizmetleri ve deneyim odaklı turizm ürünleri geliştirilmelidir.


Bugünün turisti sadece bir otel odası satın almak istemiyor. Bir deneyim yaşamak istiyor. Yerel yemekleri tatmak, bölgenin tarihini öğrenmek, doğayla buluşmak, festivallere katılmak ve yöresel ürünleri satın almak istiyor.


İşte Türkiye'nin büyük fırsatı burada ortaya çıkıyor.


Anadolu'nun her bölgesi farklı bir turizm ürünü sunabilecek zenginliğe sahip. Bu zenginlik doğru pazarlanırsa turistin yaptığı harcama da artar.


Alışveriş turizmi desteklenmeli

Kişi başına turizm harcamalarının artırılmasında alışveriş turizminin de önemli bir yeri bulunuyor.


Turistin ülkeye geldiğinde yaptığı harcamanın yalnızca konaklama ve yeme-içmeden oluşmaması gerekir. Yerel el sanatları, tekstil, deri, takı, gastronomik ürünler, hediyelik eşyalar ve tasarım ürünleri turizm gelirlerinin önemli unsurları haline getirilebilir.


Ancak burada kalite ve güven çok önemlidir. Turist aldığı ürünün kaliteli olduğuna ve gerçek fiyat üzerinden satış yapıldığına inanmalıdır. Fahiş fiyat, yanıltıcı satış ve turistlere farklı fiyat uygulamaları ülkenin turizm imajına zarar verir.


Bu nedenle turizm bölgelerinde şeffaf fiyatlandırma ve tüketici güveni güçlendirilmelidir.


Yerel esnaf turizmin merkezine alınmalı

Turizm gelirlerinin önemli bir bölümünün büyük işletmelerde kalması yerine yerel ekonomiye yayılması da önemlidir.


Turist yalnızca otelde konaklayıp bütün ihtiyaçlarını otel içinde karşılıyorsa bölgedeki küçük esnafın turizm gelirlerinden aldığı pay sınırlı kalır. Oysa turistin çarşıya çıkması, yerel restoranlara gitmesi, yöresel ürün satın alması ve bölgedeki etkinliklere katılması sağlanırsa turizmin ekonomik etkisi çok daha geniş bir kesime ulaşır.


Bu nedenle belediyeler, turizm işletmeleri ve esnaf arasında ortak projeler geliştirilebilir. Yerel pazarlar, gastronomi festivalleri, kültür rotaları ve alışveriş bölgeleri oluşturulabilir.


Ulaşım kolaylaştırılmalı

Turistin harcama yapmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri de ulaşım kolaylığıdır.


Bir turist, bir bölgeden başka bir bölgeye rahat ve uygun maliyetle ulaşabiliyorsa seyahat programını genişletir. Örneğin İstanbul'a gelen bir turistin Kapadokya'ya, İzmir'e, Antalya'ya veya Karadeniz'e kolayca ulaşabilmesi, Türkiye'de daha fazla zaman geçirmesini sağlayabilir.


Bu nedenle havayolu, demiryolu, karayolu ve şehir içi ulaşım sistemlerinin turizm bölgeleriyle daha iyi bağlantı kurması gerekiyor.


Dijital turizm yatırımları artırılmalı

Günümüz turistinin kararları büyük ölçüde internet üzerinden şekilleniyor. Bir destinasyonun sosyal medyada nasıl göründüğü, internet üzerindeki yorumları, dijital tanıtımı ve çevrim içi rezervasyon imkanları turistin tercihinde büyük rol oynuyor.


Türkiye'nin dijital turizm pazarlamasına daha fazla önem vermesi gerekiyor. Yapay zeka destekli kişiselleştirilmiş seyahat önerileri, dijital rehberler, çok dilli uygulamalar ve kolay rezervasyon sistemleri turistin ülkede daha fazla aktiviteye katılmasını sağlayabilir.


Turiste “Türkiye'ye gel” demek artık tek başına yeterli değildir. Ona “Türkiye'de şunları yapabilirsin” diyebilmek gerekiyor.


Yüksek harcama potansiyeli olan turistlere ulaşılmalı

Turizm politikasında sadece turist sayısına değil, turist profilinin niteliğine de bakılmalıdır.


Sağlık, kongre, golf, kruvaziyer, gastronomi, kültür, spor ve lüks turizm gibi alanlarda daha yüksek harcama potansiyeline sahip ziyaretçiler hedeflenebilir.


Ancak bunun için kaliteli hizmet, nitelikli insan kaynağı ve uluslararası standartlarda altyapı gerekir.


Özellikle sağlık ve kongre turizmi, sezon dışı dönemlerde turizm gelirlerinin artırılması açısından büyük fırsat sunmaktadır.


Turizmde yeni hedef: Daha az sezon, daha çok değer

Türkiye'nin turizmde önümüzdeki dönemde temel hedeflerinden biri, sezonu bütün yıla yaymak olmalıdır.


Sadece temmuz ve ağustos aylarında yoğunlaşan turizm modeli hem işletmeler hem de çalışanlar açısından sürdürülebilir değildir. İlkbahar, sonbahar ve kış aylarında da turist çekilebilirse hem kapasite daha verimli kullanılır hem de kişi başına harcama yükseltilebilir.


Bunun için festivaller, spor organizasyonları, kongreler, kültür etkinlikleri, sağlık hizmetleri ve gastronomi programları yılın tamamına yayılmalıdır.


Sonuç: Turist sayısından çok turizm değeri

Türkiye'nin turizmde yeni bir anlayışa ihtiyacı var. Artık başarıyı yalnızca “kaç turist geldi?” sorusuyla ölçmek yerine “turist başına ne kadar ekonomik değer oluşturduk?” sorusunu da sormamız gerekiyor.


Daha uzun konaklama, kaliteli hizmet, güçlü ulaşım, güvenilir alışveriş, yerel ürünler, kültür ve gastronomi, sağlık ve kongre turizmi, dijital pazarlama ve dört mevsim turizm politikaları bu hedefe ulaşmanın temel araçları olabilir.


Kısacası Türkiye'nin turizmde yeni sloganı “daha çok turist” kadar “daha çok değer” olmalıdır.


Çünkü turizmde gerçek başarı, yalnızca kalabalık havaalanları ve dolu oteller değildir. Gerçek başarı; turistin memnun ayrıldığı, yerel esnafın kazandığı, çalışanların gelir elde ettiği ve ülkenin turizmden daha yüksek katma değer sağladığı sürdürülebilir bir sistem kurabilmektir.


Türkiye'nin turizm potansiyeli bunu gerçekleştirecek kadar büyük. İhtiyaç olan şey ise bu potansiyeli daha yüksek kişi başına harcamaya dönüştürecek akıllı, kaliteli ve uzun vadeli turizm politikalarıdır.

Zaferozcivan59@gmail.com

Turizm Proje Dergisi 2021 - Tüm Hakları Saklıdır.