Yükleniyor

Ürünlü’nün Düğmeli Evleri Turizmin Yeni Çekim Merkezi Olabilir

Zafer Özcivan / Ekonomist-Yazar

 

Antalya denildiğinde çoğumuzun aklına deniz, güneş, kum ve büyük oteller gelir. Oysa Antalya’nın turizm zenginliği yalnızca sahillerden ibaret değildir. Torosların iç kesimlerinde, geçmişten bugüne ulaşan köyler, geleneksel evler, tarihi yapılar ve doğal güzellikler de Antalya’nın turizm hazinesinin önemli bir parçasıdır. İşte İbradı ilçesine bağlı Ürünlü Mahallesi de bu değerlerin en güzel örneklerinden biridir.


Ürünlü’yü farklı kılan en önemli özelliklerden biri ise yöreye özgü “düğmeli evler”dir. Taş ve ahşabın ustalıkla bir araya getirildiği bu evler, sadece birer konut değil, aynı zamanda geçmişten günümüze ulaşan birer kültür mirasıdır. Antalya’nın Akseki, İbradı, Ormana ve Ürünlü yöresinde görülen düğmeli evler, bölgenin geleneksel halk mimarisinin en dikkat çekici örnekleri arasında yer almaktadır.


Taş ve ahşabın eşsiz buluşması

Düğmeli evlerin en önemli özelliği, yapım tekniğinde kullanılan ahşap hatıllardır. Yaklaşık 60-70 santimetre kalınlığındaki taş duvarların arasına belirli aralıklarla yerleştirilen ahşap elemanlar, dışarıdan bakıldığında “düğme” gibi görünür. Bu nedenle bu yapılara halk arasında “düğmeli ev” adı verilmiştir.


Bu mimari yalnızca görüntüsüyle değil, işlevselliğiyle de dikkat çekmektedir. Yörede bulunan evlerde taş ve ahşap birlikte kullanılmış, bölgenin iklim şartlarına uygun doğal bir yapı anlayışı ortaya çıkarılmıştır. Kültür Portalı'na göre bu evlerin bazıları yazın serinliği, kışın ise sıcaklığı koruyacak şekilde yapılmış ve kullanılan ahşap malzemenin dayanıklılığı sayesinde uzun yıllar ayakta kalabilmiştir.


Bugünün modern dünyasında doğal malzemelerle yapılan, çevreyle uyumlu ve yerel mimari özellik taşıyan yapılar giderek daha fazla ilgi görüyor. Bu açıdan bakıldığında Ürünlü’nün düğmeli evleri, yalnızca geçmişin hatırası değil, geleceğin turizm anlayışı açısından da önemli bir değer taşıyor.


Sadece bir ev değil, yaşayan bir tarih

Bir turistin Ürünlü’ye geldiğinde göreceği şey yalnızca taş duvarlardan oluşan eski evler değildir. Bu evlerin her birinde geçmişin yaşam biçimini, aile düzenini, geleneklerini ve yöre insanının doğayla kurduğu ilişkiyi görmek mümkündür.


Günümüzde turistlerin önemli bir bölümü artık sadece otelde kalıp denize girmek istemiyor. İnsanlar farklı kültürleri tanımak, yöresel yemekleri tatmak, tarihi sokaklarda yürümek, fotoğraf çekmek, doğal alanları görmek ve yerel halkın yaşamını yakından tanımak istiyor. İşte Ürünlü bu değişen turizm anlayışına son derece uygun bir destinasyon olma potansiyeline sahip.


Ürünlü’deki düğmeli evler, kültür turizmi açısından önemli bir çekim noktası oluşturabilir. Köyün doğal yapısı, geleneksel mimarisi ve İbradı çevresindeki diğer turizm değerleri bir araya getirildiğinde ortaya güçlü bir turizm rotası çıkabilir.


Altınbeşik ile birlikte düşünülmeli

Ürünlü’nün turizm açısından en büyük avantajlarından biri, doğal ve kültürel değerlerin birbirine yakın olmasıdır. İbradı Kaymakamlığı da bölgedeki turizm değerleri arasında Altınbeşik Mağarası Milli Parkı ile düğmeli evleri özellikle öne çıkarmaktadır.


Altınbeşik Mağarası’nın Ürünlü Mahallesi’ne yaklaşık 5 kilometre mesafede bulunması, iki turizm değerinin birlikte değerlendirilmesi açısından önemli bir fırsattır.


Bir başka ifadeyle turist, yalnızca bir mağarayı görmek için değil; aynı gezi içerisinde Ürünlü’nün tarihi sokaklarını gezmek, düğmeli evleri incelemek, yöresel yemekleri tatmak ve bölgenin doğal güzelliklerini keşfetmek için İbradı’ya gelebilir.


Bu da turizmin bölgede daha uzun süre kalmasını sağlayabilir.


Restorasyon çalışmaları büyük önem taşıyor

Ürünlü’de bulunan tarihi evlerin turizme kazandırılması için restorasyon çalışmaları yapılması büyük önem taşıyor. Son dönemde Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sağladığı desteklerle Ürünlü’deki 150-300 yıllık bazı düğmeli evlerin aslına uygun şekilde restore edilmeye başlandığı bildirildi. Bu çalışmalar, tarihi yapıların korunması kadar bölgenin turizm potansiyelinin artırılması açısından da önem taşıyor.


Ancak burada çok hassas davranmak gerekiyor.


Düğmeli evleri turizme kazandırmak, onları modern beton yapılara dönüştürmek anlamına gelmemeli. Tam tersine, evlerin taşını, ahşabını, cumbasını, penceresini, çatısını ve geleneksel mimari karakterini korumak gerekiyor.


Çünkü turist Ürünlü’ye geldiğinde başka yerlerde de görebileceği sıradan yapıları görmek için gelmeyecek. Tam tersine, başka hiçbir yerde kolay kolay karşılaşamayacağı bu özgün mimariyi görmek için gelecek.


Köy halkı turizmin merkezinde olmalı

Ürünlü’de turizmin gelişmesi sadece tarihi evlerin restore edilmesiyle sağlanamaz. Turizmin gerçek sahibi yöre insanı olmalıdır.


Restorasyonu tamamlanan bazı evler butik konaklama tesisi, yöresel ürün satış noktası, geleneksel yemeklerin sunulduğu küçük işletmeler veya kültür evi olarak değerlendirilebilir. Böylece turistin bölgeye yaptığı harcamanın önemli bir bölümü yerel ekonomide kalabilir.


Köy kadınlarının hazırladığı yöresel ürünler, el emeği ürünler, tarımsal ürünler ve geleneksel yemekler de turizmin bir parçası haline getirilebilir. Böyle bir model hem istihdam yaratır hem de gençlerin köyden uzaklaşmasını azaltabilir.


Çünkü turizm yalnızca otel yapmak değildir.


Turizm aynı zamanda köyün ekmeğini, peynirini, reçelini, el emeğini, hikâyesini ve kültürünü ekonomik değere dönüştürmektir.


Ürünlü, Antalya turizminin farklı yüzü olabilir

Antalya zaten Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri. Ancak gelecekte turizmde daha fazla çeşitliliğe ihtiyaç var. Deniz turizminin yanında kültür, doğa, gastronomi, yürüyüş, fotoğrafçılık ve kırsal turizm gibi alanların geliştirilmesi gerekiyor.


Ürünlü’nün düğmeli evleri bu açıdan önemli bir fırsat sunuyor.


Bir turistin sabah tarihi bir düğmeli evde yöresel kahvaltı yaptığını, daha sonra köyün tarihi sokaklarında yürüdüğünü, Altınbeşik çevresini ziyaret ettiğini, yöresel yemekleri tattığını ve akşam restore edilmiş tarihi bir evde konakladığını düşünelim.


Bu, Antalya’nın alışılmış turizm anlayışından farklı ama son derece değerli bir turizm deneyimidir.


Üstelik böyle bir turizm modeli, sadece yaz aylarına bağlı kalmak zorunda da değildir. Doğru planlama yapıldığı takdirde ilkbahar, sonbahar ve kış aylarında da kültür ve doğa turizmi hareketliliği oluşturulabilir.


Tarihi koruyarak turizmi geliştirmeliyiz

Burada en önemli konu dengedir.


Turizm gelişsin derken köyün tarihi dokusu bozulmamalı. Daha fazla turist gelsin derken doğal çevre zarar görmemeli. Yeni işletmeler açılsın derken köyün geleneksel görünümü kaybolmamalı.


Çünkü Ürünlü’nün asıl değeri tam da bu özgünlüğünden geliyor.


Düğmeli evlerin betonarme yapılara dönüşmesi, tarihi sokakların modern yapılarla doldurulması veya kontrolsüz turizm hareketliliği, kısa vadede ekonomik kazanç sağlasa bile uzun vadede bölgenin en önemli turizm değerini ortadan kaldırabilir.


Bu nedenle Ürünlü için “koruyarak kullanma” anlayışı benimsenmeli.


Turizmin kazananı ürünlü halkı olmalı

Ürünlü’nün düğmeli evleri sadece geçmişin bir hatırası olarak görülmemeli. Bunlar doğru değerlendirildiğinde bölgenin ekonomik geleceğine katkı sağlayabilecek önemli bir turizm varlığıdır.


Ancak bu değerlerin gerçek anlamda turizme kazandırılması için kamu kurumları, yerel yönetimler, yöre halkı, turizm işletmeleri ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket etmesi gerekiyor.


Amaç yalnızca turist getirmek olmamalı. Amaç, gelen turistin bölgede daha fazla zaman geçirmesini, daha fazla harcama yapmasını ve buradan güzel anılarla ayrılmasını sağlamak olmalı.


Ürünlü’nün düğmeli evleri bunun için güçlü bir başlangıç noktasıdır.


Bugün belki sessiz bir Toros köyünde duran bu tarihi evler, yarının önemli kültür turizmi merkezlerinden biri olabilir. Yeter ki onları betonlaştırmadan, özünü kaybettirmeden ve yöre insanını turizmin dışında bırakmadan değerlendirelim.


Çünkü bazen bir ülkenin turizm geleceği, büyük otellerde değil; yüzlerce yıllık bir köy evinin taş duvarında, ahşap “düğmesinde” ve o evin içinde saklanan hikâyede gizlidir.


Ürünlü’nün düğmeli evleri de Antalya’nın turizmde henüz yeterince keşfedilmemiş bu hikâyelerinden biridir.


Zaferozcivan59@gmail.com


Turizm Proje Dergisi 2021 - Tüm Hakları Saklıdır.