Oya Narin, TTYD olarak 5.’sini gerçekleştirilen Turizm Yatırım Forumu’nun açılış konuşmasında şu açıklamaları yaptı:
Sayın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcım, Sayın Bakanım, Sayın Valim, Sayın Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcım, Sayın Bakan Yardımcım, İstanbul Ticaret Odası’nın kıymetli Başkanı, Sayın Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Genel Müdürümüz, Ana destekçimiz, sponsorumuz Türkiye İş Bankası’nın değerli genel müdürü, kıymetli kamu temsilcilerimiz, sivil toplum örgütü başkanlarımız ve bizi bu organizasyonumuzda yalnız bırakmayan Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi’nin Değerli Başkanı, TIF’i hayata geçirmemizde bize destek veren çok değerli sponsorlarımız, turizm, finans ve yatırım dünyasının değerli temsilcileri, değerli paydaşlarımız, saygıdeğer konuklar ve kıymetli basın mensupları, hepiniz, Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği ev sahipliğinde düzenlenen Turizm Yatırım Forumu 2026’ya hoş geldiniz. Teşrifleriniz için tekrar teşekkür ederim.
Bugün burada, TIF çerçevesinde; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığımız, Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı ve Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi ve ana sponsorumuz Türkiye İş Bankası’yla birlikte, dünya ve Türkiye turizminin yatırım gündemini küreselden yerele, büyük resmi gözeterek konuşmak için bir araya geldik.
TTYD olarak 5.’sini gerçekleştirdiğimiz Turizm Yatırım Forumu’nun; marka değerimizi güçlendirmek, finansman imkânlarını çeşitlendirmek, yatırım iş birlikleri yaratmak, Türk turizmcilerine yeni uluslararası ufuklar açmak bağlamında katalizör rolü oynamasını amaçlıyoruz.
İki gün sürecek etkinliğimiz, bu sene 30’a yakın oturum, 100’ü aşkın konuşmacı ve moderatör ile; konaklama, seyahat, gayrimenkul, finans, yatırım, kamu, tasarım, pazarlama gibi turizm dünyasının farklı bileşenlerinin önde gelen isimlerini aynı platformda buluşturacak.
Ben de kısa tutacağım konuşmamda Türkiye’yi küresel ölçekte konuşmak istiyorum.
Küresel turizm ekonomisi, pandemi sonrası toparlanmayı kalıcı bir büyümeye dönüştürmüş durumda. UN Tourism verileri, 2024’te 1,4 milyar, 2025’te ise 1,52 milyar varışla küresel turizmin yeni bir zirveye ulaştığını gösteriyor.
WTTC’nin hesapladığı ekonomik etki çalışmalarına göre; seyahat ve turizm sektörü 2024’te küresel ekonomiye 10,9 trilyon ABD Doları katkı sağladı ve 357 milyon kişiye istihdam yarattı.
Önümüzdeki on yıl için projeksiyonlar ise bu katkının 2035’te 16,5 trilyon ABD Dolarına, istihdamın da 462 milyon kişiye ulaşacağını ortaya koyuyor.
Türkiye turizmine baktığımızda ise tablo son derece net ve güçlü.
2015 yılında 31,5 milyar Dolar olan turizm geliri, 2025 itibarıyla 65,2 milyar ABD Dolarına ulaştı. Bu, 10 yılda yaklaşık yüzde 107’lik bir gelir artışı demek. Aynı dönemde Türkiye’yi ziyaret eden ziyaretçi sayısı 41,6 milyondan 63,9 milyona yükseldi. Ziyaretçi hacmi yaklaşık yüzde 54 büyürken, ziyaretçi başına ortalama gelir ise 757 Dolardan 1.020 Dolara çıktı. TTYD olarak Turizmde Dönüşüm projemiz kapsamında yaptığımız modellemelerde ise turizm gelirlerimizin bir dönüşüm programıyla birlikte 2030’da 120 milyar USD’ye erişilebileceğini öngörüyoruz. Son yıllarda pandemi ve yakın coğrafyamızda kontrolümüz dışında gelişen olaylara rağmen, yolumuza emin adımlarla devam ediyoruz. Bu süreçte T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın kararlı desteği, hızlı koordinasyonu ve sektöre güven veren duruşu hepimiz için çok kıymetliydi; kendilerine ve ekibine özellikle teşekkür ediyoruz. Bu bağlamda TGA’nın kurulması gibi önemli dönüşümsel adımların olumlu etkisinin altını çizmek gerekir.
Bunun yanı sıra, başta İstanbul Havalimanı olmak üzere, son 20 yılda yenilenen havalimanlarımız ve hava ulaşımında hayata geçirilen yatırımların, turizmimizin bugün ulaştığı seviyede, sayın Cumhurbaşkanımızın turizme verdiği destekle bugünlere geldi. Bu dönüşüme emek veren herkese teşekkür ediyoruz.
Hâl böyleyken, biraz geriye çekilip Türkiye turizmine yukarıdan bakınca, büyük resimde öne çıkan ana gerçek, Türkiye’nin her şeyiyle küresel ölçekte bir turizm ülkesi olduğu gerçeğidir.
Son 40 yılda başarılı politikalar ile bu büyük resmi şekillendiren bazı temel faktörleri vurgulamak istiyorum:
o Ülkemiz, kalkınma ve büyüme kabiliyetini her zaman korudu, koruyor. Dirençliyiz, dayanıklıyız.
o Sadece 15–34 yaş aralığındaki nüfusumuz 25,6 milyon. 25–34 yaşlarındaki nüfusta yükseköğretim oranımız %44. Yani genç ve eğitimli bir nüfusumuz var.
o Geniş ve çeşitli endüstriyel ve tarımsal üretim kabiliyetimiz var. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü verilerine göre 68,9 milyar Dolarlık tarımsal hasılayla Avrupa’da lider, dünyada ise 8. sıradayız. İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranımız son 10 yılda %70’ler bandında. Tarımsal ve endüstriyel üretim gücümüz, turizmde çok önemli bir silahımız.
o Finansal ve hukuksal altyapımız sağlam. Uluslararası yapılarla uzun geçmişe dayalı entegrasyonumuz mevcut.
o Batılı ülkelerle güvenlik ve ticari yapılarda birlikte hareket ediyoruz.
o Ülkemizin konumunu havacılıkta büyük bir avantaja çevirdik. 2021 sonunda 558 olan uçak sayımız, 2025’te 800’e; koltuk kapasitemiz ise 104 binden 157 bine ulaşarak tam %50 arttı.
o Sektörün dayanıklılığını artıran en önemli avantajlarımızdan, 2 milyonu aşan yatak kapasitemiz ve yılın tamamına yayılan dinamik iç turizme,
o Ve en önemlisi, ülke olarak inanılmaz bir doğal ve kültürel zenginliğe sahibiz.
Böyle olunca, geçmiş trendimiz, güçlü iç turizm talebimiz ve mevcut yatak kapasitemiz; önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerimizin temel dayanaklarını oluşturuyor. Bu çerçevede, 2026’dan itibaren ziyaretçi sayısında yıllık ortalama %6’lık bir artış yakalanması halinde, 2035’te yıllık 110 milyon ziyaretçiye ulaşmamız mümkün.
Türkiye turizminin geçmiş performansına bakılınca, bu son derece muhafazakâr bir tahmin dahi sayılabilir.
İşte biz, bu gücümüze dayanarak gelecek 10 yılda yurt dışından en az 850 milyon insanı misafir etmeye hazırlanıyoruz. Gelecek 30 yılın projeksiyonunu ise sizlere bırakıyorum. Bunun gelir tarafındaki yansımasını da yılda 120–130 milyar dolar düzeylerinde görmemiz işten değildir.
TTYD olarak bu dönüşümü güçlendirmeyi, genç liderleri yatırımın gündemine taşımayı da öncelik olarak aldık. Bir yandan kendimizi konumlandırırken dünya turizminde neler olduğuna bakalım.
İspanya, 2025 yılını 143,9 milyon ziyaretçiyle kapattı.
İspanya bu ziyaretçileri; 1,2 milyon otel yatağı, 440 bin turistik rezidans yatağı, 148 bin kırsal turizm yatağı ve 276 bin kamping yatağı ile ağırlıyor.
İtalya, yabancı ziyaretçi sayısını yüzde 8,7 artırarak 104 milyona çıkardı ve stratejik bir kararla turizme daha fazla odaklanacaklarını açıkladı.
Bu büyümeyi, daha çok insanın seyahat etme arzusu ateşliyor, çeşitlendiriyor. 2025’te turizm dünyada %4 büyüdü ve ziyaretçi sayısı 1,5 milyarı aştı. Bu rakamın yarıdan fazlası, yaklaşık 800 milyon insan Avrupa ülkelerine yöneldi. Bu rakamın da büyük kısmı, yarısından fazlası Akdeniz çanağındaki ülkelere yöneldi.
Diğer yandan Suudi Arabistan ve Mısır, çok kapsamlı ve uzun vadeli turizm yatırım programlarını hayata geçiriyor. BAE, Yunanistan gibi diğer rakiplerimizde de önemli gelişmeler söz konusu.
İspanya örneğinde 445 binlik rezidans çok önemli. Florida, Fransa, güney sahillerinde olan bu anlayışı Türkiye sahillerine taşıyabiliriz. TTYD, bir referans noktası olarak çalışmalarına devam edecek.
Bu dönemde iş birliklerini görüşeceğiz, yapay zekadan mimariye, tüm başlıkları ele alacağız. Alanımızdaki uzman konuklarımızla, dünyadaki örnekleriyle yol haritaları çizeceğiz.
Önümüzdeki 10–15 yılda Türkiye’nin, önünde bulunduğu noktadan daha yukarı gidecek imkânları var; turizmin ekonomiye çok daha fazla katkı yapmasını sağlayacak fırsatlar var.
İşte TIF 2026, tam da bu kritik eşikte önemli bir misyon üstleniyor.
İşte önümüzdeki 10 yıl için zikrettiğimiz “Yeni Gelecek: New Next” budur. Bu süreçte TTYD, başta TIF olmak üzere bütün çalışmalarında bu stratejik gündeme uygun aksiyon alacak ve Türk turizminin “Yeni Geleceğe” yolculuğunda özellikle yerli ve yabancı markalarımızın da desteği ile küresel oyuncular ve Türk yatırımcıları için referans noktası olmaya devam edecektir.
Şunu da söylemem gerekir ki turizm, Türkiye için zamanı geçecek bir sektör, bir “sunset industry” değildir. Birçok sektör değişime ve dönüşüme yenilebilir; ancak Türkiye’de turizm kalıcı ve temel bir sektördür. Çünkü bu ülke, tükenmeyen bir ürün çeşitliliğine sahip: Anadolu’nun benzersiz tarih ve arkeoloji birikimi, kültür rotaları, inanç mirası, gastronomi, doğa ve kıyı destinasyonlarıyla her dönemde kendini yeniden üretebilen bir potansiyel sunuyor. Tarihinde birçok medeniyetin izlerini aynı coğrafyada buluşturan bu eşsiz miras sayesinde Türkiye, istikrarlı ve güçlü bir turizm ülkesidir.
Bu itibarla hem Türk yatırımcılarını hem de küresel turizm dünyasındaki dostlarımızı, fırsat ayaklarına gelmişken Türkiye turizminin geleceğinde bizlerle birlikte yer almaya davet ediyorum.
Sözlerime son verirken; bu güçlü platformun hayata geçmesinde emeği olan T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’ne, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığımıza, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’na, Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC)’ye, ana sponsorumuz Türkiye İş Bankası’na, tüm diğer sponsorlarımıza, yönetim kurulu üyelerimize, konuşmacılarımıza, TTYD, TIF kadrolarımıza, genel sekreterliğimize ve siz değerli katılımcılara teşekkür ediyor, verimli bir toplantı diliyorum. Hepiniz hoş geldiniz.