Zafer Özcivan / Ekonomist-Yazar
Turizm denildiğinde çoğumuzun aklına deniz, güneş, oteller, tatil köyleri ve yabancı turistler gelir. Oysa turizm bundan çok daha büyük bir ekonomik alanı ifade ediyor. Turizm, aynı zamanda milyonlarca insanın ekmek kapısı, gençlerin iş bulma umudu, küçük esnafın gelir kaynağı ve birçok şehrin ekonomik hareketliliğinin temel unsurlarından biridir. Bu nedenle turizme yalnızca “tatil sektörü” olarak bakmak büyük bir yanılgıdır. Turizm, Türkiye'nin istihdam yaratma gücü yüksek sektörlerinden biridir.
Türkiye'nin sahip olduğu doğal güzellikler, tarihi ve kültürel miras, mutfağı, kıyıları ve farklı turizm seçenekleri sayesinde dünyanın önemli turizm ülkeleri arasında yer alıyor. Antalya'dan Muğla'ya, İzmir'den İstanbul'a, Kapadokya'dan Karadeniz'e kadar çok geniş bir coğrafyada turizm faaliyetleri yürütülüyor. Bu faaliyetlerin arkasında ise çok sayıda insanın emeği bulunuyor. Otelde çalışan resepsiyon görevlisinden aşçıya, garsondan temizlik personeline, tur rehberinden şoföre, seyahat acentesi çalışanından hediyelik eşya satıcısına kadar geniş bir istihdam zinciri ortaya çıkıyor.
Üstelik turizmin oluşturduğu istihdam yalnızca otellerle sınırlı değil. Bir turistin Türkiye'ye gelmesiyle birlikte havayolu şirketleri, otobüs firmaları, taksiciler, restoranlar, kafeler, alışveriş merkezleri, müzeler, eğlence işletmeleri ve yerel üreticiler de ekonomik faaliyet kazanıyor. Çiftçi ürettiği ürünü otele veya restorana satıyor, fırıncı ekmek üretiyor, balıkçı ürününü turistik işletmelere ulaştırıyor. Kısacası turistin yaptığı harcama, ekonominin birçok noktasına dağılarak yeni gelir ve iş imkanları oluşturuyor.
Gençler için önemli bir iş kapısı
Turizmin istihdam açısından en önemli özelliklerinden biri gençlere iş imkanı sağlayabilmesidir. Özellikle otelcilik, yiyecek-içecek hizmetleri, rehberlik, organizasyon ve eğlence sektörlerinde genç çalışanlara önemli görevler düşüyor. Turizm sektörü, gençlerin hem çalışma hayatını tanımasına hem de yabancı dil, iletişim, müşteri ilişkileri ve mesleki beceriler kazanmasına imkan sağlıyor.
Ancak burada önemli bir noktayı da gözden kaçırmamak gerekiyor. Turizmde sadece iş sayısını artırmak yeterli değildir. Çalışanların ücretlerinin, çalışma koşullarının ve sosyal haklarının da iyileştirilmesi gerekiyor. Sezonluk ve güvencesiz çalışma, uzun çalışma saatleri ve personel devir hızının yüksek olması sektörün çözmesi gereken sorunların başında geliyor.
Turizm çalışanı kendisini değerli hissetmezse hizmet kalitesi de bundan olumsuz etkilenir. Oysa mutlu ve güvenceli çalışan, müşteriye daha iyi hizmet verir. Daha iyi hizmet ise turist memnuniyetini artırır. Memnun kalan turistin yeniden gelme ihtimali yükselir ve ülkeye daha fazla turizm geliri bırakır. Dolayısıyla çalışanların şartlarını iyileştirmek yalnızca sosyal bir sorumluluk değil, aynı zamanda turizm ekonomisinin geleceği açısından da önemli bir yatırımdır.
Kadınların istihdamına katkı sağlıyor
Turizm sektörünün bir başka önemli özelliği kadın istihdamına katkı sağlayabilmesidir. Otelcilik, restoran, seyahat acenteleri, el sanatları, gastronomi, rehberlik ve organizasyon gibi birçok alanda kadınlar aktif biçimde görev alabiliyor. Özellikle turizm bölgelerinde kadınların ekonomik hayata daha fazla katılması, aile gelirlerinin yükselmesine ve yerel ekonominin güçlenmesine katkı sağlıyor.
Bunun yanında kırsal bölgelerde turizmin geliştirilmesi, kadınların ürettiği yöresel ürünlerin ekonomik değere dönüşmesine de imkan veriyor. Ev yapımı ürünler, yöresel yemekler, el sanatları ve yerel tarım ürünleri turizm sayesinde daha geniş pazarlara ulaşabiliyor.
Sadece yaz sezonuna bağlı kalmamalı
Türkiye turizmde istihdamı artırmak istiyorsa en önemli hedeflerinden biri sezon sorununu çözmek olmalıdır. Turizm faaliyetlerinin birkaç aya sıkışması, çalışanların yılın önemli bölümünde işsiz kalmasına yol açabiliyor. Bu durum hem çalışanları hem de işletmeleri zor durumda bırakıyor.
Bu nedenle sağlık turizmi, kongre turizmi, spor turizmi, kültür turizmi, gastronomi turizmi, inanç turizmi, doğa turizmi ve bisiklet turizmi gibi alternatif alanların geliştirilmesi gerekiyor. Böylece turizm sezonu 12 aya yayılabilir. Turizm 12 ay boyunca canlı tutulduğunda işletmeler daha düzenli çalışabilir, çalışanlar daha sürekli istihdama kavuşabilir ve turizm bölgelerinde ekonomik hareketlilik yıl boyunca devam edebilir.
Eğitimli çalışan, kaliteli turizm
Turizmde istihdamın niceliği kadar niteliği de önemlidir. Turistin ülkeye gelmesi kadar, ülkeden memnun ayrılması da önem taşıyor. Bunun için çalışanların mesleki eğitimlerinin güçlendirilmesi, yabancı dil becerilerinin artırılması ve hizmet kalitesine yönelik eğitimlerin yaygınlaştırılması gerekiyor.
Bugünün turisti sadece temiz bir otel odası veya güzel bir yemek istemiyor. Güvenli, hızlı, güler yüzlü ve kaliteli hizmet bekliyor. Çalışanların bu beklentilere cevap verebilmesi için sürekli eğitim almaları gerekiyor.
Sonuç olarak turizm, Türkiye açısından yalnızca döviz kazandıran bir sektör değildir. Aynı zamanda geniş bir istihdam alanıdır. Gençlere, kadınlara, yerel üreticilere, esnafa ve farklı meslek gruplarına gelir kapısı açmaktadır. Ancak turizmden daha fazla istihdam sağlamak için yalnızca turist sayısına odaklanmak yeterli değildir. Daha uzun turizm sezonu, daha kaliteli hizmet, daha iyi çalışma koşulları, mesleki eğitim ve çalışanların sosyal haklarının güçlendirilmesi gerekiyor.
Türkiye'nin turizmde asıl hedefi “daha çok turist, daha çok çalışan” anlayışından “daha kaliteli turizm, daha nitelikli ve güvenceli istihdam” anlayışına geçmek olmalıdır. Çünkü turizm sektörünün gerçek gücü sadece otellerdeki yatak sayısında değil, o yatakların arkasında çalışan insanların emeğinde yatıyor.
Turist geliyor, harcama yapıyor, ekonomiye katkı sağlıyor. Fakat bütün bu hareketliliği mümkün kılan asıl unsur insandır. Bu nedenle turizme yatırım yaparken otellere, tesislere ve tanıtıma olduğu kadar insana ve çalışanlara da yatırım yapmak gerekiyor.
Turizmin sürdürülebilir başarısı, çalışanların emeğine verilen değerle doğru orantılı olacaktır.