Yükleniyor

Türkiye Longevity turizmine hazır mı?

Mehmet Yüce – Otel Yatırım Danışmanı

 

Otelcilik sektörü yeni bir dönüşümün eşiğinde.


Geçmişte misafirler bir otelden temiz bir oda, iyi bir kahvaltı ve kaliteli hizmet bekliyordu. Daha sonra bu beklentilere SPA, fitness ve kişisel bakım hizmetleri eklendi. Bugün ise özellikle orta ve üst gelir grubundaki misafirler çok daha farklı bir sorunun cevabını arıyor:


“Daha uzun süre sağlıklı, hareketli ve üretken yaşayabilmek için ne yapmalıyım?”

Dünyada hızla büyüyen “longevity” kavramı tam olarak bu ihtiyaca cevap veriyor.


Longevity, kelime anlamıyla uzun yaşam demek olsa da buradaki amaç yalnızca insan ömrünü uzatmak değildir. Esas hedef; insanın yaşamı boyunca sağlıklı, zihinsel olarak güçlü, hareketli ve bağımsız kalabildiği süreyi artırmaktır.


Sektörün kullandığı ifadeyle konu yalnızca “lifespan”, yani kaç yıl yaşadığımız değil; “healthspan”, yani bu yılların ne kadarını sağlıklı geçirdiğimizdir.

 

Longevity oteli nedir?

Kavram ilk duyulduğunda akla teknolojik cihazlarla donatılmış bir klinik veya çok pahalı bir SPA gelebilir. Oysa doğru planlanmış bir longevity oteli bunların hiçbirine tek başına indirgenemez.


Longevity oteli; konaklama, sağlıklı beslenme, düzenli hareket, kaliteli uyku, stres yönetimi, koruyucu sağlık yaklaşımı ve kişiye özel yaşam programlarını aynı çatı altında birleştiren yeni nesil bir turizm ürünüdür.


Klasik bir SPA otelinde misafir masaj yaptırır, havuza girer, birkaç gün dinlenir ve evine döner. Longevity odaklı bir tesiste ise misafirin yaşam alışkanlıkları ve beklentileri değerlendirilir, kendisine özel bir program hazırlanır ve mümkünse tesisten ayrıldıktan sonra da gelişimi takip edilir.


Misafire yalnızca “Bugün hangi masajı istersiniz?” diye sorulmaz. Şu soruların cevapları aranır:

  • Nasıl uyuyorsunuz?
  • Günlük hareket seviyeniz nedir?
  • Beslenme alışkanlıklarınız nasıl?
  • Stresinizi yönetebiliyor musunuz?
  • Kas gücünüzü ve hareket kabiliyetinizi nasıl koruyabilirsiniz?
  • Yaşam kalitenizi artırmak için hangi alışkanlıklarınızı değiştirmeniz gerekiyor?


Bu nedenle longevity konseptinin gerçek ürünü oda, masaj veya teknolojik cihaz değildir.


Gerçek ürün, kişiye özel hazırlanmış daha sağlıklı yaşam programıdır.


SPA, wellness ve longevity aynı şey değildir

Bu üç kavram sıkça birbirinin yerine kullanılıyor. Oysa yatırımcı açısından aralarında önemli farklar vardır.


SPA’nın temel vaadi dinlenme ve rahatlamadır. Wellness, kişinin kendisini fiziksel ve zihinsel olarak daha iyi hissetmesini hedefler. Longevity ise bunlara ölçüm, kişiselleştirme, koruyucu sağlık yaklaşımı ve uzun süreli takip boyutunu ekler.


Kısaca ifade etmek gerekirse:

  • SPA, misafire rahatlama sunar.
  • Wellness, daha iyi hissetmesini sağlar.
  • Longevity, daha sağlıklı yaş alabilmesi için kişisel bir yol haritası oluşturur.


Dolayısıyla bir otelin içine birkaç yeni cihaz koymak, menüye detoks içecekleri eklemek ve tabelaya “longevity” yazmak yeterli değildir.


Konseptin; mimariden insan kaynağına, mutfaktan sağlık iş birliklerine, teknolojiden satış modeline kadar bütüncül biçimde kurulması gerekir.


Neden şimdi gündemimize girdi?

Dünya nüfusu yaşlanıyor. Ancak insanlar yalnızca daha uzun yaşamak değil, ilerleyen yaşlarında da aktif ve bağımsız kalmak istiyor.


Dünya Sağlık Örgütüne göre 60 yaş ve üzerindeki dünya nüfusunun 2015 ile 2050 yılları arasındaki oranının yaklaşık iki katına çıkması bekleniyor. Bunun yanında 35–55 yaş grubundaki insanlar da hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi olmak yerine sağlıklarını daha erken yaşta korumaya yöneliyor.


Ekonomik veriler bu değişimi açıkça gösteriyor.


Global Wellness Institute verilerine göre küresel wellness ekonomisi 2024 yılında 6,8 trilyon dolara ulaştı. Bu büyüklüğün 2029 yılında 9,8 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Wellness turizmi harcamaları ise 2024 yılında yaklaşık 894 milyar dolar seviyesine yükseldi.


Türkiye’nin wellness ekonomisinin büyüklüğü de 2024 itibarıyla yaklaşık 73 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Türkiye bu büyüklükle dünya sıralamasında 16’ncı sırada yer alıyor.


Bu rakamlar sağlık, wellness ve konaklamanın birleştiği yeni turizm ürünlerinin geçici bir moda olmadığını gösteriyor.


Global otel markaları longevity’ye nasıl yaklaşıyor?

Longevity artık yalnızca bağımsız sağlık kliniklerinin veya küçük wellness merkezlerinin çalışma alanı değil. Dünyanın önde gelen otel grupları bu değişimi yakından izliyor.


Bazı gruplar mevcut otellerine yeni programlar eklerken bazıları tamamen sağlık, performans ve longevity odaklı yeni markalar geliştiriyor. Bir başka modelde ise uluslararası otel markaları, konusunda uzman sağlık ve longevity kuruluşlarıyla iş birliği yapıyor.


Global markaların yaklaşımını üç ana modelde değerlendirmek mümkün:

  1. Mevcut otel markasına longevity programlarının eklenmesi
  2. Baştan sona wellness veya longevity odaklı yeni bir otel markası kurulması
  3. Otel ile uzman sağlık veya longevity markasının ortaklık geliştirmesi


Novotel: Longevity’yi günlük hayatın parçası yapmak

Accor bünyesindeki Novotel, 2026 yılında “Longevity Everyday” adını verdiği yeni küresel marka stratejisini açıkladı.


Nıvotel Hotels’in yaklaşımı yalnızca yüksek gelir grubuna sunulan pahalı klinik uygulamalar üzerine kurulmuyor. Marka, longevity kavramını geniş kitlelerin günlük hayatında sürdürebileceği küçük ve ulaşılabilir alışkanlıklara dönüştürmeyi hedefliyor.


Strateji dört temel başlıktan oluşuyor:

  • Eat: Dengeli ve daha fazla bitki ağırlıklı beslenme
  • Sleep: Kaliteli uyku ve dinlenme
  • Move: Günlük hareket ve fiziksel aktivite
  • Meet: Sosyal bağ, aile ve insan ilişkileri


Novotel, dünya genelindeki 600’ün üzerindeki otelinde uyku ve yatak standartlarını geliştiriyor. Marka ayrıca 2026 sonuna kadar menülerinin en az yüzde 25’ini bitki ağırlıklı seçeneklerden oluşturmayı planlıyor. Hareket, aile yaşamı, toplantılar ve iş seyahatleri de bu yaklaşımın parçaları hâline getiriliyor.


Novotel örneği önemli bir değişime işaret ediyor: Longevity yalnızca lüks sağlık resortlarının sunduğu pahalı bir hizmet olarak kalmayacak. Orta ve üst-orta segment oteller de uyku, beslenme, hareket ve sosyal yaşam üzerinden longevity yaklaşımını günlük otel deneyimine taşıyacak.


Her otelin kapsamlı bir sağlık kliniğine dönüşmesi gerekmiyor. Doğru yatak, sağlıklı menü, hareket imkânı, stres azaltan ortam ve sosyal bağlantıyı destekleyen alanlar da longevity odaklı bir otel ürününün başlangıcı olabilir.


Dolce Nova: Yeni lüks anlayışının bir yansıması

Wyndham Hotels & Resorts tarafından tanıtılan Dolce Nova, doğrudan bir longevity otel markası olarak konumlandırılmıyor.


Dolce Hotels & Resorts ailesinin yeni üst-üst segment uzantısı olan marka; İtalyanların “il dolce far niente”, yani hiçbir şey yapmamanın ve hayatın tadını çıkarmanın güzelliği anlayışından ilham alıyor.


Konsept; tasarım, gastronomi, dinlenme, sosyal yaşam, SPA, fitness ve wellness deneyimini bir araya getiriyor.


Bu nedenle Dolce Nova’yı tam kapsamlı bir longevity markası olarak değil, otelcilikteki daha geniş dönüşümün bir parçası olarak değerlendirmek gerekir.


Misafir artık sadece lüks bir oda istemiyor. Yavaşlayabileceği, dinlenebileceği, kendisini yenileyebileceği ve yaşam kalitesini destekleyebileceği bir ortam arıyor.


Dolce Nova’nın ortaya çıkışı, global zincirlerin klasik konaklama ürününü daha fazla wellness, deneyim ve yaşam tarzı bileşeniyle yeniden şekillendirdiğini göstermesi bakımından önemlidir.


The Estate : Otel, rezidans ve longevity merkezi aynı sistemde

Yeni nesil markalar arasında en dikkat çekici örneklerden biri The Estate Hotels & Residences.


SBE kurucusu Sam Nazarian ile Tony Robbins’in geliştirdiği The Estate; lüks otelleri, markalı rezidansları, koruyucu sağlık hizmetlerini, yapay zekâyı ve longevity merkezlerini aynı yapı içerisinde birleştirmeyi hedefliyor.


Markanın 2030 yılına kadar:

  • 15 otel ve rezidans,
  • 10 şehir içi koruyucu sağlık ve longevity merkezi,
  • Toplam 25 merkez

oluşturma hedefi bulunuyor.


The Estate’in yaklaşımı, hastane görünümünde oteller yapmak değil. Marka, beş yıldızlı otel deneyimini gelişmiş sağlık değerlendirmeleri, erken risk tespiti, kişisel yaşam programları ve uzun süreli takip sistemiyle birleştirmeyi amaçlıyor.


Bu model, gelecekte longevity otellerinin yalnızca konaklama tesisi olmayacağını gösteriyor. Otel, rezidans, şehir kliniği, üyelik ve dijital takip hizmetleri aynı markanın parçaları hâline gelebiliyor.


SIRO Hotels: Performans ve iyileşme odaklı yeni otel markası

Atlantis ve One&Only markalarının da sahibi olan Kerzner International, yeni nesil wellness otel markası SIRO ile daha farklı bir hedef kitleye yöneliyor.


2024 yılında açılan SIRO One Za’abeel Dubai; fitness, fiziksel performans, toparlanma, beslenme, uyku ve zihinsel denge üzerine kurulu bir otel modeli sunuyor.


Konseptin beş temel alanı bulunuyor:

  • Fitness
  • Beslenme
  • Uyku
  • İyileşme ve toparlanma
  • Farkındalık ve zihinsel denge


Otelde yalnızca klasik bir spor salonu bulunmuyor. Fitness ve Recovery Lab alanları, kişiye özel programlar, vücut analizleri, beslenme desteği ve teknolojiyle geliştirilmiş odalar otel ürününün merkezinde yer alıyor.


SIRO örneği, yeni otel markalarının belirli bir yaşam biçimi etrafında kurulabileceğini gösteriyor.


Hedef müşteri yalnızca profesyonel sporcular değil; seyahat ederken fiziksel düzenini kaybetmek istemeyen, performansını ve enerjisini korumaya çalışan bilinçli misafirlerden oluşuyor.


Six Senses : Lüks resort deneyimine kişisel longevity programı

IHG Hotels & Resorts bünyesindeki Six Senses, yeni bir marka kurmak yerine mevcut lüks otellerine kişiselleştirilmiş longevity programları ekliyor.


Markanın programlarında misafirin yaşam biçimi, uyku düzeni, hareket kapasitesi, beslenmesi ve genel iyilik hâli değerlendirilerek kişisel bir plan oluşturuluyor.


Amaç yalnızca tesiste geçirilen sürede iyi hissetmek değil; misafirin evine döndükten sonra da sürdürebileceği alışkanlıklar kazanmasını sağlamak.


Türkiye’deki Six Senses Kaplankaya tesisinde de kişiselleştirilmiş longevity programlarının sunulması, bu modelin ülkemiz açısından teorik bir gelecek olmadığını gösteriyor.


Six Senses örneğinde marka, otelciliği sürdürürken longevity programını misafir başına geliri ve konaklama deneyiminin derinliğini artıran özel bir ürün olarak kullanıyor.


Clinique Vétérinaire la Prairie : Sağlık uzmanlığından global resort ağına

İsviçre merkezli Clinique La Prairie, otelcilikten sağlık alanına geçen değil; sağlık ve longevity alanındaki uzmanlığını resort ve konaklama modeline taşıyan bir örnek.


Marka; tıbbi değerlendirme, beslenme, hareket ve zihinsel iyilik alanlarını lüks konaklama deneyimiyle birleştiriyor. İsviçre dışındaki büyümesini sağlık resortları ve şehir içi longevity merkezleri üzerinden sürdürüyor.


Suudi Arabistan’daki AMAALA projesi kapsamında geliştirilen Clinique La Prairie Health Resort ve One&Only Hudson Valley içerisinde planlanan longevity merkezi, uzman sağlık markalarıyla uluslararası otel işletmecileri arasındaki iş birliklerinin artacağını gösteriyor.


Yeni markalar bize ne anlatıyor?

Novotel, Dolce Nova, The Estate, SIRO, Six Senses ve Clinique La Prairie aynı müşteri grubuna veya aynı fiyat segmentine hitap etmiyor. Ancak tamamının verdiği ortak bir mesaj var:


Otelcilikte sağlık ve iyi yaşam, SPA bölümüne bırakılan yardımcı bir hizmet olmaktan çıkıyor; markanın ana vaadinin bir parçası hâline geliyor.


Novotel longevity’yi günlük alışkanlıklara dönüştürerek geniş kitlelere ulaştırmaya çalışıyor. SIRO fiziksel performans ve iyileşmeye odaklanıyor. The Estate koruyucu sağlık, yapay zekâ, otel ve rezidansı aynı sistemde birleştiriyor. Six Senses kişiselleştirilmiş programlarla lüks resort deneyimini derinleştiriyor. Clinique La Prairie ise tıbbi uzmanlığını global konaklama ağına taşıyor.


Dolce Nova da doğrudan bir longevity markası olmamasına rağmen dinlenme, wellness ve yaşam kalitesinin yeni lüks anlayışının merkezine yerleştiğini gösteriyor.


Bu gelişmeler yeni bir marka kategorisinin oluşmaya başladığını düşündürüyor:


Longevity Hospitality.

Bu kategoride başarı yalnızca pahalı cihazlara veya etkileyici SPA alanlarına bağlı olmayacaktır. Güçlü marka vaadi, doğru hedef müşteri, kişiselleştirilebilir programlar, sağlık mevzuatına uygun iş birlikleri, eğitimli personel ve konaklama sonrası takip birlikte kurulmalıdır.


Global markaların attığı adımlar, longevity’nin geçici bir pazarlama söylemi olmadığını; otelcilikte yeni yatırım, işletme ve gelir modelleri doğurabilecek kalıcı bir dönüşüm olduğunu gösteriyor.


23 Ekim’de İstanbul’da önemli bir buluşma

Longevity kavramının Türkiye’de turizm ve yatırım çevrelerinin gündemine girmeye başladığını gösteren önemli gelişmelerden biri, 23 Ekim 2026 tarihinde Divan İstanbul’da düzenlenecek The Longevity Show Istanbul olacak.


Longevity, SPA, wellness ve lüks otelcilik sektörlerini bir araya getirmeyi hedefleyen kongrenin; otel yatırımcıları, otel yöneticileri, sağlık profesyonelleri, longevity klinikleri, mimarlar, fonksiyonel tıp uzmanları, teknoloji şirketleri, medikal ekipman üreticileri ve wellness markaları arasında yeni bir iletişim zemini oluşturması bekleniyor.


Bu değerli organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği bulunan Spa Edition Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ercan Solhan ’a ayrıca teşekkür etmek gerekir.


Sayın Solhan’ın SPA ve wellness alanında edindiği sektörel deneyimi, farklı disiplinleri bir araya getiren yaklaşımı ve Türkiye’de henüz gelişme aşamasında bulunan longevity kavramını sektörün gündemine taşıma çabası önemlidir.


Bir sektörü geliştirmek yalnızca yatırım yapmakla değil; insanları, fikirleri, markaları ve yeni teknolojileri ortak bir platformda buluşturmakla mümkündür. Sayın Solhan ve SPA Edition’ın üstlendiği bu girişim, otelcilik ile sağlık, wellness, teknoloji ve yatırım dünyası arasında ihtiyaç duyulan iletişimin kurulmasına katkı sağlamaktadır.


Türkiye’de SPA ve wellness uzun yıllardır otelciliğin bir parçası olmasına rağmen çoğu zaman yardımcı bir hizmet veya otelin içinde bulunan bir bölüm olarak değerlendirildi.


The Longevity Show Istanbul ise konunun çok daha geniş bir ekonomik yapı içerisinde ele alınmasına imkân sağlayabilir. Bu yönüyle etkinlik, yalnızca yeni ürün ve teknolojilerin tanıtıldığı bir organizasyon değil; Türkiye’nin gelecekte nasıl bir sağlık, wellness ve longevity turizmi ürünü geliştireceğinin tartışılacağı önemli bir buluşma niteliği taşıyor.


Bu tür organizasyonların asıl değeri, bugüne kadar birbirinden ayrı hareket eden otelcilik, sağlık, gayrimenkul, teknoloji ve wellness sektörlerinin aynı masa etrafında buluşabilmesidir.


Çünkü gerçek bir longevity yatırımı yalnızca bir otelcinin, doktorun veya teknoloji firmasının tek başına geliştirebileceği bir ürün değildir. Başarılı bir model için farklı uzmanlıkların doğru yatırım planı içinde birleştirilmesi gerekir.


Kongrede yalnızca “longevity yükselen bir trenddir” söylemiyle yetinilmemeli; şu sorulara somut cevaplar aranmalıdır:

  • Türkiye hangi ülkelerden longevity misafiri çekebilir?
  • Hangi şehirler bu yatırımlar için daha uygundur?
  • Otel ve sağlık hizmeti arasındaki hukuki sınırlar nasıl kurulmalıdır?
  • Bir longevity tesisinin yatırım ve işletme maliyeti nedir?
  • Gelir yalnızca oda satışından mı, program ve üyeliklerden mi oluşacaktır?
  • Hangi uygulamaların bilimsel karşılığı bulunmaktadır?
  • Bir tesis kendisini klasik SPA otelinden gerçek bir longevity merkezine nasıl dönüştürebilir?
  • Türkiye kendi global longevity otel markasını geliştirebilir mi?


Kongrenin sektörel başarısı, farklı tarafları buluşturmasının yanında bu sorulara ne ölçüde cevap üretebildiğiyle değerlendirilecektir.


Türkiye neden avantajlı?

Türkiye bu yeni turizm ürününü geliştirmek için güçlü kaynaklara sahip.


Termal ve mineral su kaynaklarımız, hamam ve bakım kültürümüz, gelişmiş özel sağlık altyapımız, deneyimli sağlık çalışanlarımız, Avrupa ve Orta Doğu’ya uçuş bağlantılarımız, Akdeniz mutfağımız, iklim çeşitliliğimiz ve güçlü otelcilik deneyimimiz önemli avantajlar oluşturuyor.


Fakat kaynak sahibi olmak tek başına yeterli değildir.


Türkiye’de birçok termal tesis hâlâ “termal havuz, açık büfe ve masaj” üçgeninde faaliyet gösteriyor. Bu tesislerin önemli bir bölümünde kişiselleştirilmiş sağlık programı, ölçülebilir sonuç, konaklama sonrası takip ve uluslararası satış organizasyonu bulunmuyor.


Oysa elimizdeki termal kaynakları modern sağlık değerlendirmeleri, fizyoterapi, dengeli beslenme, uyku programları, egzersiz, zihinsel iyilik ve uzun konaklama modelleriyle birleştirebiliriz.


Pamukkale, Afyonkarahisar, Bursa, Yalova, Sapanca, Antalya ve Ege kıyıları bu alanda farklı konseptlerle öne çıkabilir. Büyük şehirlerde ise şehir oteli ile koruyucu sağlık merkezini buluşturan daha kısa süreli “urban longevity” programları geliştirilebilir.

Her destinasyona aynı proje yapılmamalıdır.


Pamukkale’de termal kaynak ve uzun konaklama öne çıkarken İstanbul’da sağlık değerlendirmeleri ve kısa süreli programlar, Antalya’da iklim, rehabilitasyon ve resort deneyimi, Sapanca’da ise doğa, uyku ve stres yönetimi öne çıkabilir.


Türkiye yalnızca yabancı longevity markalarının geleceği bir pazar olmakla yetinmemeli; termal sağlık, sağlıklı yaş alma ve uzun konaklama alanlarında bölgesel ölçekte büyüyebilecek kendi markalarını da oluşturmalıdır.


Yatırımcı açısından yeni ürün ne satacak?

Longevity yatırımının klasik otelden temel farkı gelir modelidir.


Klasik otel ağırlıklı olarak oda, yiyecek–içecek ve organizasyon satar. Longevity tesisi ise bunlara ek olarak program, danışmanlık, sağlık iş birliği, üyelik ve takip hizmeti satabilir.


Gelir kalemleri arasında şunlar bulunabilir:

  • Üç, yedi, on dört ve yirmi bir günlük yaşam programları
  • Uyku ve stres yönetimi paketleri
  • Sağlıklı kilo ve metabolizma programları
  • Hareket ve fiziksel performans programları
  • Termal destekli rehabilitasyon paketleri
  • Kurumsal yönetici programları
  • Yıllık üyelikler
  • Konaklama sonrası çevrim içi takip
  • Sağlıklı beslenme ve kişisel bakım ürünleri
  • Uzun dönem yaşam ve rezidans paketleri


Bu modelde yatırımcı yalnızca oda fiyatını yükseltmeye çalışmaz. Misafir başına toplam geliri, konaklama süresini ve tekrar ziyaret oranını artırmayı hedefler.


Doğru kurgulanan bir longevity programı, otelin sezon dışı dönemlerde de müşteri çekmesine yardımcı olabilir. Ayrıca misafirin tesise yalnızca tatil amacıyla değil, belirli aralıklarla tekrarlanan kişisel programlar için dönmesini sağlayabilir.


Otel yatırımcısı açısından bu ürünün en önemli taraflarından biri, oda satışına bağımlılığı azaltma potansiyelidir.


Her otele longevity tabelası asılmamalı

Bu alandaki büyüme önemli bir riski de beraberinde getiriyor.


Kavram popülerleştikçe bilimsel karşılığı bulunmayan cihazların, mucize gençleşme vaatlerinin ve mevzuata uygun olmayan sağlık uygulamalarının çoğalması mümkündür.


Bir otel sağlık hizmeti sunmaya başladığında yalnızca turizm işletmesi gibi hareket edemez. Sağlık hizmetlerinin yetkili kuruluşlar ve uygun uzmanlar tarafından verilmesi gerekir. Otel işletmesiyle sağlık hizmetinin hukuki ve operasyonel sınırları yatırımın en başında belirlenmelidir.


Aksi takdirde yatırımcı, yüksek maliyetli cihazlara para harcadığı fakat güvenilir ve sürdürülebilir bir işletme modeli oluşturamadığı bir projeyle karşılaşabilir.


Bu nedenle yatırım kararı alınmadan önce şu çalışmalar birlikte yapılmalıdır:

  • Konsept geliştirme
  • Bölgesel pazar analizi
  • Hedef müşteri seçimi
  • Sağlık kuruluşu iş birliği modeli
  • Mevzuat incelemesi
  • Mimari ihtiyaç programı
  • Yatırım ve işletme bütçesi
  • Marka ve işletmeci seçimi
  • Satış ve pazarlama stratejisi


Önce cihaz değil, konsept seçilmeli

Yatırımcıların en sık yaptığı hatalardan biri, önce bina veya cihaz satın alıp daha sonra konsept oluşturmaya çalışmaktır.


Doğru süreç bunun tersidir.


Önce kime hizmet verileceği belirlenmelidir. Hedef müşteri 40–60 yaş aralığındaki sağlıklı yaşam misafiri mi, aktif yaş almak isteyen 60 yaş üzeri grup mu, rehabilitasyon ihtiyacı bulunan kişiler mi, yoksa yoğun çalışan şirket yöneticileri mi olacaktır?


Daha sonra sunulacak program, ihtiyaç duyulan uzmanlar, ideal konaklama süresi, oda yapısı, ortak alanlar, sağlık iş birlikleri ve teknoloji ihtiyacı belirlenmelidir.


En son aşamada cihaz ve ürün seçimine geçilmelidir.


Aksi hâlde yatırımcı, pahalı ekipmanlarla donatılmış fakat kime, hangi faydayı ve hangi fiyatla satacağı belli olmayan bir tesis kurabilir.


Bir yatırımın başarısını kullanılan cihazların sayısı değil; seçilen hedef kitleye doğru ürünü, doğru fiyatla ve güvenilir bir hizmet modeliyle sunabilmesi belirler.


Biz bu dönüşümün neresindeyiz?


MY Otel Yatırım Danışmanlığı olarak Türkiye’nin farklı bölgelerinde longevity, termal sağlık, sağlıklı yaş alma, uzun konaklama ve yaş dostu yaşam yaklaşımını içeren yeni projeler üzerinde çalışıyoruz.

 

Her bölgenin doğal kaynakları, ulaşım imkânları, mevcut turizm hareketi ve hedef müşteri profili birbirinden farklıdır. Bu nedenle yatırımcılara hazır ve tek tip bir proje önermek yerine, bulunduğu bölgenin özelliklerinden güç alan özgün modeller geliştirmeye çalışıyoruz.


Bazı projelerde termal kaynakları modern longevity programlarıyla birleştirirken bazı bölgelerde doğa, uyku, stres yönetimi, sağlıklı beslenme ve uzun konaklama imkânlarını öne çıkarıyoruz. Şehir projelerinde ise otel deneyimiyle koruyucu sağlık yaklaşımını, kısa süreli programları ve üyelik sistemlerini bir araya getirebilecek modeller üzerinde duruyoruz.


Amacımız yalnızca yatırımcıya yeni ve dikkat çekici bir konsept tanıtmak değildir. Bu konseptin hedef müşterisini, mimari ihtiyaçlarını, doğru kapasitesini, işletme sistemini, sağlık iş birliklerini, gelir kaynaklarını ve uluslararası satış imkânlarını birlikte değerlendirerek uygulanabilir bir yatırım modeline dönüşmesini sağlamaktır.


Yatırımcıların bu yeni alanı doğru anlamalarına, projelerini yalnızca bugünün taleplerine göre değil geleceğin seyahat ve yaşam beklentilerine göre planlamalarına yardımcı olmaya çalışıyoruz.


Bir başka ifadeyle amacımız sadece yeni oteller yapılmasına katkı sunmak değil; geleceğin otellerinin doğru konsept, doğru iş modeli ve sürdürülebilir bir yatırım anlayışıyla inşa edilmesine yol göstermektir.

 

Otel yatırım danışmanının rolü değişiyor

Longevity yatırımlarında otel yatırım danışmanının görevi yalnızca kaç oda yapılacağını veya gecelik oda fiyatını hesaplamak değildir.


Danışmanın görevi; yatırımcının sahip olduğu arsa, bina, termal kaynak veya mevcut tesis için doğru konsepti belirlemek ve farklı disiplinleri ekonomik olarak sürdürülebilir bir model içerisinde bir araya getirmektir.


Bu süreçte şu soruların cevaplandırılması gerekir:

  • Bu lokasyonda longevity tesisi için yeterli talep var mı?
  • Tesis hangi müşteri grubuna hitap edecek?
  • Misafir neden başka bir ülke veya tesis yerine burayı tercih edecek?
  • Hangi hizmetler otel tarafından, hangileri yetkili sağlık kuruluşu tarafından verilecek?
  • Kaç oda ve hangi büyüklükte ortak alan gerekli?
  • Programların fiyatı ve ideal konaklama süresi ne olacak?
  • Yatırım ne kadar sürede geri dönebilir?
  • Tesis bağımsız mı işletilecek, yoksa uluslararası bir markayla mı çalışacak?


Longevity, her yatırımcı için uygun tek tip bir reçete değildir.


Bazı projelerde kapsamlı bir sağlık ve konaklama merkezi doğru olabilirken bazı otellerde yalnızca uyku, stres yönetimi, sağlıklı beslenme ve hareket programlarıyla daha sade bir dönüşüm yapılabilir.


Burada önemli olan en fazla cihazı veya en pahalı sistemi kurmak değil; bulunduğu bölgeye, hedef müşteriye ve yatırım bütçesine uygun, satılabilir ve sürdürülebilir bir ürün geliştirmektir.


Türkiye’nin önündeki fırsat

Türkiye yıllardır deniz, kum ve güneş turizmindeki başarısını sağlık ve termal turizme taşımaya çalışıyor. Longevity ise bu alanları kaliteli konaklama, teknoloji, beslenme, hareket ve yaşam biçimiyle birleştirebilecek yeni bir üst ürün olabilir.


Ancak bunun için longevity kavramını geçici bir pazarlama kelimesi olarak değil, başlı başına bir yatırım ve işletme modeli olarak ele almalıyız.


23 Ekim’de İstanbul’da gerçekleştirilecek The Longevity Show, sektörün bu yeni alanı daha ciddi biçimde konuşmaya başlaması için önemli bir fırsat sunuyor.


Otel yatırımcılarının, sağlık profesyonellerinin, markaların, teknoloji şirketlerinin ve danışmanların aynı masada buluşması; Türkiye’ye özgü, güvenilir ve uluslararası ölçekte satılabilir modellerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.


Bu organizasyonun Türkiye’de yeni yatırımların, doğru iş birliklerinin ve yenilikçi projelerin önünü açmasını temenni ediyor; Ercan Solhan ’a ve Spa Edition ekibine sektöre sundukları katkı ve bu önemli buluşmayı hayata geçirdikleri için teşekkür ediyorum.


Bir otel yatırım danışmanı olarak önümüzdeki dönemin önemli fırsatlarından birinin; termal tesisleri, şehir otellerini, resortları ve sağlıklı yaşam rezidanslarını doğru longevity programlarıyla yeniden konumlandırmak olduğuna inanıyorum.


Geleceğin başarılı oteli yalnızca kaliteli yatak, güzel manzara veya geniş bir SPA satmayacak.


Geleceğin oteli, misafirine daha sağlıklı bir yaşam için güvenilir, kişisel ve sürdürülebilir bir yol haritası sunacak.


Türkiye bu dönüşüm için gerekli doğal kaynaklara, sağlık altyapısına ve otelcilik deneyimine sahip.


Biz de My Otel Yatırım ve Yönetim Danışmanlık olarak yatırımcılarla birlikte bu kaynakları doğru konsept ve sürdürülebilir işletme modelleriyle buluşturarak geleceğin otellerine bugünden yön vermeye çalışıyoruz.



Mehmet Yüce / Otel Yatırım Danışmanı

Yaklaşık 32 yıllık otelcilik deneyimiyle, MY Otel Yatırım Danışmanlığı çatısı altında otel yatırımlarının konsept geliştirme, fizibilite, marka seçimi, işletme modeli ve yatırım planlama süreçlerinde danışmanlık hizmetleri sunmaktadır.

Turizm Proje Dergisi 2021 - Tüm Hakları Saklıdır.