Zafer Özcivan / Ekonomist-Yazar
Turizm denildiğinde akla genellikle deniz, kum, güneş, tarihi eserler ve doğal güzellikler geliyor. Oysa turizm artık sadece tatil yapmak için seyahat etmekten ibaret değil. İnsanlar iş toplantıları, bilimsel etkinlikler, fuarlar, seminerler ve kongreler için de şehirden şehre, ülkeden ülkeye seyahat ediyor. İşte bu hareketlilik, son yıllarda giderek önem kazanan kongre turizmini ortaya çıkarıyor.
Kongre turizmi, belirli bir meslek veya sektör grubunun bilimsel, ticari, mesleki ya da sosyal amaçlarla düzenlediği toplantılara katılmak için yapılan seyahatleri kapsıyor. Bir doktor tıp kongresine, mühendis bir teknoloji konferansına, akademisyen bilimsel bir toplantıya, iş insanı ise uluslararası bir sektörel kongreye katılmak için başka bir şehre veya ülkeye gidebiliyor.
Bu turizm türünün en önemli özelliği ise turistin sadece otelde kalıp tatil yapmaması. Kongre için gelen ziyaretçi; otel, restoran, ulaşım, alışveriş, eğlence ve kültürel etkinliklerden de yararlanıyor. Böylece kongrenin düzenlendiği şehirde birçok sektör aynı anda hareketleniyor.
Turizm sezonunu uzatıyor
Kongre turizminin Türkiye açısından en önemli avantajlarından biri, turizmi yılın tamamına yayabilme imkânı sağlamasıdır. Deniz turizmi özellikle yaz aylarında yoğunlaşırken kongreler yılın farklı dönemlerinde düzenlenebiliyor.
Örneğin Antalya, İstanbul, İzmir, Ankara ve Bursa gibi şehirler farklı alanlarda kongrelere ev sahipliği yapabilecek önemli merkezler arasında bulunuyor. Yaz aylarının dışında gerçekleştirilen kongreler, otellerin doluluk oranlarının yükselmesine ve turizm çalışanlarının yıl boyunca istihdam edilmesine katkı sağlayabiliyor.
Bu nedenle kongre turizmi sadece turizm sektörünün değil, şehir ekonomisinin de önemli bir parçası haline geliyor.
Kongreye gelen daha fazla harcama yapıyor
Kongre turizminin bir başka özelliği de ziyaretçilerin ortalama harcamalarının klasik tatil turizmine göre daha yüksek olabilmesidir. Çünkü kongre ziyaretçisi konaklamanın yanında ulaşım, restoran, şehir içi transfer, alışveriş ve sosyal etkinliklere de para harcıyor.
Üstelik kongreye gelen kişi çoğu zaman yalnızca bir otelde birkaç gün geçirmekle kalmıyor. Kongre programının yanında şehrin tarihi ve kültürel yerlerini görmek, yerel yemekleri tatmak ve alışveriş yapmak da istiyor.
Bu durum başta oteller olmak üzere restoranlar, taksi ve ulaşım şirketleri, alışveriş merkezleri, kafeler, seyahat acenteleri, organizasyon firmaları ve kültürel etkinlik işletmeleri için ek gelir anlamına geliyor.
Şehirler arasında rekabet artıyor
Kongre turizmi konusunda dünyada ciddi bir rekabet yaşanıyor. Bir kongrenin hangi şehirde yapılacağına karar verilirken yalnızca salonların büyüklüğüne bakılmıyor. Ulaşım imkânları, otel kapasitesi, güvenlik, teknolojik altyapı, internet hizmetleri, şehir içi ulaşım, sağlık hizmetleri ve şehrin kültürel özellikleri de dikkate alınıyor.
Bu nedenle Türkiye'nin kongre turizminde daha fazla pay almak istiyorsa yalnızca büyük kongre merkezleri inşa etmesi yeterli olmayacaktır. Şehirlerin ulaşım altyapısından dijital teknolojilere, yabancı dil bilen personelden profesyonel organizasyon şirketlerine kadar birçok alanda kendisini geliştirmesi gerekiyor.
Özellikle İstanbul gibi uluslararası ulaşım bağlantıları güçlü şehirlerin yanı sıra Antalya, İzmir, Ankara ve diğer büyük kentlerin de kendi özelliklerine uygun kongre stratejileri geliştirmesi büyük önem taşıyor.
Kongre turizmi şehir tanıtımının da aracı
Bir şehre kongre için gelen yabancı ziyaretçi, aslında o şehrin potansiyel bir tanıtım elçisi haline de gelebiliyor. Kongre sırasında şehri gören, restoranlarını deneyen, tarihi mekânlarını ziyaret eden ve yerel kültürü tanıyan ziyaretçi, ilerleyen yıllarda yeniden turist olarak gelebiliyor.
Dahası, kongreye katılan kişilerin sosyal medya ve dijital platformlarda yaptıkları paylaşımlar da şehrin tanıtımına katkı sağlayabiliyor. Böylece kongre turizmi, doğrudan ekonomik gelir sağlamanın yanında şehirlerin uluslararası bilinirliğini de artırıyor.
Sadece büyük şehirler değil
Kongre turizminin geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat da Anadolu şehirleridir. Her şehir İstanbul veya Antalya gibi büyük kongrelere ev sahipliği yapmak zorunda değil. Üniversiteler, meslek kuruluşları, ticaret ve sanayi odaları, sağlık kuruluşları ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle daha küçük ölçekli ancak düzenli etkinlikler gerçekleştirilebilir.
Böylece turizm geliri sadece birkaç büyük şehirde toplanmak yerine Anadolu'nun farklı bölgelerine de yayılabilir.
Hedef, turizmi çeşitlendirmek
Türkiye'nin güçlü tarihi, kültürel ve doğal zenginlikleri kongre turizmiyle birleştiğinde önemli bir ekonomik potansiyel ortaya çıkıyor. Ancak bunun için uzun vadeli bir strateji gerekiyor.
Kongre merkezlerinin modernleştirilmesi, uluslararası etkinliklerin Türkiye'ye kazandırılması, profesyonel organizasyon şirketlerinin desteklenmesi, yabancı dil bilen personel sayısının artırılması ve şehirlerin ulaşım altyapısının güçlendirilmesi bu alandaki başarıyı artırabilir.
Sonuç olarak kongre turizmi, sadece birkaç gün süren toplantılardan ibaret görülmemeli. Bu sektör; otelden restorana, ulaşımdan alışverişe, kültürden eğitime kadar birçok alanı harekete geçiren önemli bir ekonomik faaliyet olarak değerlendirilmelidir.
Türkiye, kongre turizminde sahip olduğu potansiyeli daha iyi kullanabilirse hem turizm sezonunu uzatabilir hem de kişi başına turizm gelirini artırabilir. En önemlisi de turizmi yalnızca yaz aylarına ve deniz-kum-güneş anlayışına bağlı olmaktan çıkarabilir.
Kongre turizmi, doğru değerlendirildiğinde Türkiye'nin turizm gelirlerini artıran, şehir ekonomilerini canlandıran ve ülkenin uluslararası tanıtımına katkı sağlayan güçlü bir fırsattır.