Zafer Özcivan / Ekonomist-Yazar
Türkiye turizmde yıllardır önemli bir potansiyele sahip. Denizimiz, güneşimiz, tarihi şehirlerimiz, eşsiz doğal güzelliklerimiz, mutfağımız ve kültürel zenginliğimiz milyonlarca turisti ülkemize çekiyor. Ancak turizmde artık sadece “kaç turist geldi?” sorusuna bakmak yeterli değil. Asıl önemli olan, gelen turistin Türkiye’den memnun ayrılması, ülkemizi başkalarına tavsiye etmesi ve yeniden Türkiye’ye gelmek istemesidir.
Çünkü turizmde kalıcı başarı, yalnızca turist sayısını artırmakla ölçülmez. Bir turist ülkeye bir kez gelir, ancak memnun kalmazsa bir daha gelmeyebilir. Buna karşılık Türkiye’den güzel anılarla ayrılan bir turist, yıllar sonra yeniden gelebileceği gibi ailesini, arkadaşlarını ve çevresini de ülkemize yönlendirebilir. Bu nedenle turizm politikalarının merkezinde artık “daha fazla turist” kadar “daha memnun turist” hedefi de bulunmalıdır.
Turistin hatırında ne kalıyor?
Bir turist Türkiye’ye geldiğinde yalnızca otelde geçirdiği zamanı değerlendirmiyor. Havalimanından otele ulaşımından restoranlardaki hizmete, tarihi mekanların temizliğinden şehir içindeki ulaşım imkanlarına kadar birçok deneyim yaşıyor.
Turistin memnuniyetini belirleyen faktörlerin başında güven, temizlik, güler yüz, kaliteli hizmet ve fiyatların alınan hizmetle uyumlu olması geliyor. Turist kendisini değerli hissetmek istiyor. Parasının karşılığını aldığını düşünmek ve tatili boyunca gereksiz sorunlarla karşılaşmamak istiyor.
Örneğin bir turist çok güzel bir otelde konaklasa bile taksi bulmakta zorlanıyor, fahiş bir fiyatla karşılaşıyor, tarihi bir bölgenin bakımsız olduğunu görüyor veya restoranlarda kötü hizmet alıyorsa Türkiye hakkındaki genel düşüncesi olumsuz etkilenebilir.
Bu nedenle turizm sadece otellerin işi değildir. Turizm, havalimanından taksiye, restorandan belediye hizmetlerine, esnaftan müzelere kadar toplumun tamamını ilgilendiren büyük bir ekonomik ve sosyal alandır.
Ucuz turist değil, değer üreten turist
Türkiye'nin turizm politikasında turist sayısının yanında turist başına yapılan harcama da önem taşıyor. Ancak burada yalnızca daha fazla para harcayan turist aramak da yeterli değil. Önemli olan, turistin yaptığı harcamanın karşılığında kaliteli ve güvenilir hizmet alabilmesidir.
Turist kendisini kazıklanmış hissederse, kısa vadede daha fazla gelir elde edilmiş gibi görünse bile uzun vadede ülkenin turizm markası zarar görebilir. Çünkü günümüzde insanlar tatil deneyimlerini sosyal medya üzerinden milyonlarca kişiye aktarabiliyor.
Bir turistin yaşadığı kötü bir deneyim, yalnızca o turistin kaybedilmesi anlamına gelmiyor. Onun sosyal çevresindeki potansiyel turistlerin de Türkiye tercihinden vazgeçmesine neden olabiliyor.
Bu nedenle turizm sektöründe “turist bir kez gelir, parasını bırakır ve gider” anlayışı yerine “turist memnun kalır, tekrar gelir ve çevresini getirir” anlayışının yerleşmesi gerekiyor.
Temizlik ve güven turizmin temelidir
Türkiye'nin turizmde daha fazla büyümesi için büyük yatırımlar kadar günlük yaşamın kalitesine de önem verilmesi gerekiyor.
Sahillerin, tarihi mekanların, şehir merkezlerinin ve turistik bölgelerin temiz tutulması son derece önemli. Toplu taşımanın düzenli olması, yolların bakımlı bulunması, trafik sorunlarının azaltılması ve turistlerin kendilerini güvende hissetmesi turizm deneyimini doğrudan etkiliyor.
Aynı şekilde esnafın turistlere yaklaşımı da büyük önem taşıyor. Turistten yüksek fiyat almak, farklı fiyat uygulamak veya hizmetin karşılığını vermemek kısa vadede kazanç sağlayabilir. Fakat uzun vadede Türkiye'nin turizm imajına zarar verir.
Bunun yerine turistin “Türkiye'de kendimi güvende ve değerli hissettim” diyebilmesi sağlanmalıdır.
Turisti geri getiren şey sadece deniz değil
Türkiye'nin önemli avantajlarından biri, farklı turizm çeşitlerini aynı ülkede bulundurabilmesidir. Deniz turizminin yanında kültür, tarih, sağlık, gastronomi, spor, doğa, kongre ve inanç turizmi gibi birçok alan geliştirilebilir.
Bir turist ilk ziyaretinde Antalya'nın sahillerini görebilir. İkinci ziyaretinde Kapadokya'yı, üçüncü ziyaretinde İstanbul'u veya Ege'nin tarihi bölgelerini keşfedebilir. Böylece turistin Türkiye'ye tekrar gelmesi için yeni nedenler oluşturulabilir.
Bu noktada turizm sezonunu uzatmak da büyük önem taşıyor. Türkiye'nin turizmi yalnızca yaz aylarına sıkıştırmak yerine dört mevsime yayması hem sektörün gelirini artırır hem de çalışanların daha istikrarlı gelir elde etmesine yardımcı olur.
Turisti misafir gibi görmek
Türkiye'nin turizm kültüründe “misafir” kavramı önemli bir yere sahip. Bu anlayışın turizm sektöründe de güçlendirilmesi gerekiyor.
Turist sadece para harcayan bir müşteri olarak görülmemeli. Türkiye'yi tanımaya gelen bir misafir olarak değerlendirilmelidir. Güler yüz, doğru bilgi vermek, sorun çıktığında çözüm üretmek ve turistin kendisini rahat hissetmesini sağlamak büyük fark yaratır.
Turist ülkesine döndüğünde “Türkiye çok güzel bir ülke, insanlar çok sıcak ve hizmet kalitesi çok iyi” diyorsa, bundan daha güçlü bir turizm reklamı yapmak zordur.
Çünkü en etkili reklam, memnun müşterinin tavsiyesidir.
Hedef: Daha Çok Gelen, Daha Uzun Kalan, Tekrar Gelen Turist
Türkiye'nin önümüzdeki dönemde turizm politikalarında yalnızca turist sayısını artırmaya odaklanmaması gerekiyor. Daha kaliteli hizmet, daha yüksek memnuniyet, daha uzun konaklama ve tekrar ziyaret oranları da temel hedefler arasında yer almalı.
Bunun için turizm çalışanlarının eğitiminden şehirlerin temizliğine, ulaşım kalitesinden fiyat istikrarına kadar birçok alanda birlikte hareket edilmesi gerekiyor. Kamu kurumları, belediyeler, oteller, restoranlar, seyahat acenteleri ve esnaf aynı hedef doğrultusunda çalışmalı.
Sonuç olarak turizmde gerçek başarı, havaalanından ülkeye giren turist sayısında değil, havaalanından ülkesine dönen turistin yüzündeki memnuniyette saklıdır.
Türkiye'ye gelen turistin cebindeki paradan önce gönlünde bıraktığımız iz önemlidir. Çünkü memnun turist yeniden gelir, ailesini getirir, arkadaşlarına Türkiye'yi anlatır ve ülkemizin gönüllü turizm elçisi olur.
Türkiye'nin turizmde yeni hedefi bu olmalıdır: Sadece daha çok turist değil, Türkiye'den mutlu ayrılan ve yeniden gelmek isteyen daha çok turist.
İşte sürdürülebilir turizmin ve kalıcı turizm gelirlerinin yolu da buradan geçmektedir.