Yükleniyor

Zafer Özcivan: “Turist Başına Elde Edilen Geliri Yükseltmek Turizmde Yeni Hedef Olmalı”

Zafer Özcivan / Ekonomist-Yazar


Türkiye turizmde yıllardır önemli bir potansiyele sahip. Denizimiz, güneşimiz, tarihi kentlerimiz, doğal güzelliklerimiz, mutfağımız ve kültürel zenginliklerimiz dünyanın birçok ülkesinden turist çekiyor. Ancak turizmde artık sadece kaç turist geldiğine bakmak yeterli değil. Asıl önemli konulardan biri, gelen her turistin Türkiye ekonomisine ne kadar katkı sağladığıdır.


Başka bir ifadeyle, turizmde yeni hedef yalnızca turist sayısını artırmak değil, turist başına elde edilen geliri yükseltmek olmalıdır.


Çünkü milyonlarca turistin ülkeye gelmesi elbette önemlidir. Fakat turistlerin büyük bölümü düşük harcama yapıyor, kısa süre kalıyor ve tatilini yalnızca otel ile plaj arasında geçiriyorsa, turizmden elde edilecek ekonomik kazanç da sınırlı kalıyor. Oysa aynı turistin daha uzun süre konaklaması, restoranlara gitmesi, alışveriş yapması, müzeleri gezmesi, kültürel etkinliklere katılması ve farklı şehirleri ziyaret etmesi sağlanabilirse turizm gelirleri çok daha yüksek seviyelere çıkabilir.


Sadece turist sayısına odaklanmak yeterli değil

Turizm politikalarında uzun yıllar boyunca “Daha fazla turist gelsin” anlayışı öne çıktı. Bu anlayışın elbette önemli bir tarafı var. Daha fazla turist; otellerin dolması, restoranların hareketlenmesi, ulaşım sektörünün canlanması ve turizm bölgelerinde istihdamın artması anlamına geliyor.


Ancak günümüzde rekabet çok daha güçlü. Dünyanın birçok ülkesi turist çekmek için yarışıyor. Bu nedenle Türkiye'nin artık nicelikten çok niteliğe de önem vermesi gerekiyor.


Örneğin 10 turistin her biri 500 dolar harcamasıyla 5 bin dolarlık gelir elde edilirken, 5 turistin kişi başına 2 bin dolar harcamasıyla yine 10 bin dolarlık gelir elde edilebilir. Burada mesele turist sayısını azaltmak değil, daha fazla harcama yapan, daha uzun süre kalan ve ülkenin farklı sektörlerine para bırakan turist profilini geliştirmektir.


Turistin otelden çıkması sağlanmalı

Turist başına geliri artırmanın en önemli yollarından biri, turistin sadece otelde vakit geçirmesinin önüne geçmektir.


Bir turist Türkiye'ye geldiğinde otelinde konaklıyor, açık büfeden yemek yiyor ve tatilini otelin havuzunda geçiriyorsa, ülke ekonomisine yaptığı harcama belli bir seviyede kalıyor.


Oysa turistin şehir merkezine gitmesi, yerel restoranlarda yemek yemesi, çarşıları gezmesi, yöresel ürünler satın alması, müzeleri ve ören yerlerini ziyaret etmesi sağlanırsa harcama miktarı artıyor. Üstelik bu gelir sadece otellere değil; esnafa, taksicilere, restoranlara, rehberlere, müzelere, sanatçılara ve yerel üreticilere de dağılıyor.


Bu nedenle turizm bölgelerinde “otelden dışarı çıkan turist” anlayışı desteklenmeli.


Kültür ve tarih daha fazla gelir getirebilir

Türkiye'nin en büyük avantajlarından biri, yalnızca deniz ve güneş turizmine sahip olmamasıdır.


Anadolu'nun her köşesinde binlerce yıllık tarih bulunuyor. Antik kentler, müzeler, tarihi yapılar, geleneksel el sanatları ve yöresel kültür, Türkiye'yi diğer turizm ülkelerinden ayıran önemli değerlerdir.


Kültür turizmine daha fazla yatırım yapılması, turistlerin Türkiye'de daha uzun süre kalmasını sağlayabilir. Bir turist yalnızca deniz tatili için geldiğinde birkaç gün sonra ülkesine dönebilir. Ancak tarih, kültür, gastronomi ve doğa turizmi de programa eklendiğinde tatil süresi uzayabilir.


Örneğin Antalya'ya gelen bir turistin yalnızca deniz tatili yapmak yerine, çevredeki antik kentleri, müzeleri, doğal alanları ve yöresel pazarları ziyaret etmesi hem turistin deneyimini zenginleştirir hem de kişi başına harcamasını artırır.


Türk mutfağı büyük bir fırsat

Turist başına geliri artırmanın bir başka yolu da Türk mutfağını daha güçlü şekilde tanıtmaktır.


Türkiye'nin mutfak kültürü son derece zengin. Kebaptan zeytinyağlılara, deniz ürünlerinden yöresel tatlılara, kahvaltı kültüründen sokak lezzetlerine kadar çok geniş bir ürün yelpazesi bulunuyor.


Turistin Türkiye'de kaliteli ve özgün yemek deneyimleri yaşaması, restoran harcamalarını artırabilir. Bunun yanında yöresel ürünlerin hediyelik eşya olarak satılması da turizm gelirlerine katkı sağlayabilir.


Burada önemli olan, sadece “daha pahalı ürün satmak” değildir. Amaç, turiste daha kaliteli ve daha özgün deneyim sunarak daha fazla harcama yapmasını sağlamaktır.


Alışveriş ve yerel üretim desteklenmeli

Turistlerin yaptığı alışveriş de turizm gelirlerinin önemli bir parçasıdır. Ancak burada yerel üreticinin daha fazla desteklenmesi gerekiyor.


Turistin satın aldığı ürünün gerçekten Türkiye'de üretilmiş olması, turizm gelirinin ülke içinde kalması açısından önem taşıyor. Yöresel tekstil ürünleri, el sanatları, seramik, zeytinyağı, kuru meyve, baharat ve diğer yerel ürünler daha iyi tanıtılabilir.


Böylece turist yalnızca otel ve ulaşım hizmetlerine para harcamaz; yerel ekonominin içine de para bırakır.


Turizmde kalite yükseltilmeli

Turist başına geliri artırmanın yolu yalnızca fiyatları yükseltmek değildir. Fiyat artışı yapıp hizmet kalitesini aynı seviyede tutmak, turistin memnuniyetini azaltabilir.


Asıl yapılması gereken, kaliteyi yükseltmek ve kaliteli hizmetin karşılığında daha yüksek gelir elde etmektir.


Temiz tesisler, iyi eğitim almış personel, yabancı dil bilen çalışanlar, hızlı ulaşım, güvenli şehirler, kaliteli restoranlar ve güçlü rehberlik hizmetleri turistin Türkiye'ye bakışını doğrudan etkiler.


Memnun kalan turist yalnızca daha fazla harcama yapmakla kalmaz. Aynı zamanda Türkiye'yi çevresine tavsiye eder ve yeniden gelme ihtimali yükselir.


Sezonu uzatmak da geliri artırır

Türkiye turizmde hâlâ büyük ölçüde yaz sezonuna bağımlı. Özellikle kıyı bölgelerinde turizm faaliyetleri yılın belirli aylarında yoğunlaşıyor.


Oysa sağlık turizmi, kongre turizmi, spor turizmi, gastronomi, kültür, doğa, termal turizm ve kış turizmi gibi alanlar geliştirilirse turist yılın tamamına yayılabilir.


Turistin yılın farklı dönemlerinde Türkiye'ye gelmesi, otellerin ve işletmelerin daha uzun süre çalışmasını sağlar. Böylece hem istihdam artar hem de turizm gelirleri daha dengeli hale gelir.


Hedef “Çok Turist” değil, “Daha Değerli Turist” olmalı

Türkiye'nin turizm politikasında artık yeni bir anlayışa ihtiyaç var.


Elbette turist sayısının artması önemli. Ancak bundan sonraki dönemde şu sorular da sorulmalı:


Turist Türkiye'de kaç gün kalıyor? Ne kadar harcıyor? Parasını hangi sektörlerde harcıyor? Ülkenin hangi bölgelerine gidiyor? Türkiye'den memnun ayrılıyor mu? Tekrar geliyor mu?


Bu soruların cevapları turizmin gerçek başarısını gösterecek.


Türkiye'nin hedefi, turist sayısını artırırken aynı zamanda turist başına geliri yükseltmek olmalı. Bunun yolu da daha kaliteli hizmetten, daha uzun konaklamadan, kültür ve gastronomiden, alışverişten, sağlık ve spor turizminden, yerel üretimden ve dört mevsim turizm anlayışından geçiyor.


Sonuç olarak turizmde başarı sadece havaalanlarından kaç kişinin giriş yaptığıyla ölçülmemeli. Asıl başarı, gelen turistin Türkiye'de ne kadar süre kaldığı ne kadar harcama yaptığı ve bu harcamanın ne kadarının ülke ekonomisine yayıldığıyla değerlendirilmelidir.


Türkiye'nin turizm potansiyeli bunun için fazlasıyla yeterli. Denizimiz de var, tarihimiz de mutfağımız da doğamız da kültürümüz de.


Şimdi yapılması gereken, bu değerleri daha iyi pazarlamak ve turistlere daha kaliteli, daha uzun ve daha zengin bir Türkiye deneyimi sunmaktır.


Çünkü turizmde yeni dönem, sadece “daha çok turist” dönemi değil; “turist başına daha fazla gelir ve daha yüksek katma değer” dönemidir.


Zaferozcivan59@gmail.com


Turizm Proje Dergisi 2021 - Tüm Hakları Saklıdır.